<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sağlık Sorunları</title>
	<atom:link href="http://www.saglik-sorunlari.net/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.saglik-sorunlari.net</link>
	<description>Hastalıklar hakkında sorular ve cevaplar</description>
	<lastBuildDate>Wed, 01 Sep 2010 22:22:49 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.5</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>İyi bir seks sadece cinsel arzuların bir sonucudur</title>
		<link>http://www.saglik-sorunlari.net/iyi-bir-seks-sadece-cinsel-arzularin-bir-sonucudur.html</link>
		<comments>http://www.saglik-sorunlari.net/iyi-bir-seks-sadece-cinsel-arzularin-bir-sonucudur.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Sep 2010 22:22:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[İyi bir seks sadece cinsel arzuların bir sonucudur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik-sorunlari.net/?p=4528</guid>
		<description><![CDATA[


 ”İyi bir seks sadece cinsel arzuların bir sonucudur” diye düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz!
Çoğu kişinin bir ihtiyaç olarak tanımladığı seks, aslında spontane  gelişebilen bir durum. Tabii ki bu durumu güçlendiren faktörler var!
1.İŞİN SIRRI PEYNİRDE!
Bilimadamları peynirin içinde bulunan ‘phenylethylamine’ adlı bir kimyasalın (kendinizi iyi hissetmenizi sağlıyor) kan dolaşımını hızlandırdığını ve kandaki glükoz seviyesini yükselttiğini  söylüyor. Bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>”İyi bir seks sadece cinsel arzuların bir sonucudur” diye düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz!</p>
<p>Çoğu kişinin bir ihtiyaç olarak tanımladığı seks, aslında spontane  gelişebilen bir durum. Tabii ki bu durumu güçlendiren faktörler var!</p>
<p><strong>1.İŞİN SIRRI PEYNİRDE!</strong><br />
Bilimadamları peynirin içinde bulunan ‘phenylethylamine’ adlı bir kimyasalın (kendinizi iyi hissetmenizi sağlıyor) kan dolaşımını hızlandırdığını ve kandaki glükoz seviyesini yükselttiğini  söylüyor. Bu da beyne aşk sinyalleri gönderiyor ve daha iyi bir seks  için kolları sıvamış oluyorsunuz! Şimdi anladınız değil mi İtalyan ve  Fransızların niye bu kadar ateşli olarak bilindiklerini. İşin sırrı  peynirde!</p>
<p><strong>2. ORTALAMA BİR EREKSİYON HIZI SAATTE 45 KM</strong><br />
Çok hızlı gibi gelebilir ama sperm bir kez vajinaya girdiğinde  yavaşlıyor. Hatta hızı dakikada 3 mm’ye düşüyor. 5 veya 45 dakika  arasında döl yatağına ulaşabiliyor.</p>
<p><strong>3.ORGAZM TAKLİDİNİ ERKEKLER DAHA ÇOK YAPIYOR</strong><br />
İngiltere’de yapılan bir araştırma 18-34 yaşındaki erkeklerin yüzde  42’sinin ve araştırmaya katılan tüm erkeklerin yüzde 19′unun orgazm taklidi yaptığını ortaya koydu. Bu yüzden seks terapistleri  partnerinizin iyi bir oyuncu olabileceğini göz önünde bulundurmanız  gerektiğini söylüyor. yatakta başarılı olabilmek erkeklerin üzerinde de  büyük bir baskı unsurudur. Ancak unutmayın ki hedefe her zaman tam  olarak ulaşamamak onların bu oyundan keyif almadıkları anlamına gelmez.</p>
<p><strong>4. ORGAZM SIRASINDA KASILMA SAYISI ORTALAMA 10-15</strong><br />
Yine uzmanların söylediği erkeklerin bir orgazm sırasında ortalama 10-15 kasılm yaşadığıö Ve her bir kasılma arasında ortamla 0.1-0.6 saniye olduğu. Ortalama bir erkek orgazm esnasında 10 – 15 kez kasılmalara maruz kalabiliyor. Sizin bilmeniz  gereken ise, her kasılma arasında yaklaşık olarak 0,1 ile 0,6 saniye  arasında aralık olduğunu unutmamak. Bu bilgilerle olabilecek kasılmalara  karşı bilinçli bir sekse başlayabiliyor ve gerçek zevki tadıyorsunuz.</p>
<p><strong>5. SADECE 7.3 DAKİKA</strong><br />
3 mü 5 mi derken uzmanlar tartışmada son noktayı koydu: Erkekler için orgazm olmak 7.3 dakikayı alıyor! Spekülasyon değil bilimsel bir veri bu. 1587  erkekle yapılan bir araştırmada 1380 kişi ortalama 7.3, 207 kişi ise  1.8 dakikada orgazm olmuş.</p>
<p><strong>6. ATEŞLİ BAŞLANGIÇ</strong><br />
Bilimadamları, penis ucu ve klitorisin aslında aynı derecede hassas  olduğunu ve ön sevişme sırasında çok işe yaradığını söylüyor!</p>
<p><strong>7.SPERM MİKTARI</strong><br />
Bir erkeğin yaşamı boyunca 53 litre sperm ürettiğini biliyor muydunuz?</p>
<p><strong>8.KOKULAR CİNSELLİKTE ÖNEMLİ ROL OYNAR</strong><br />
Beyninizin belli bir bölümü koku duyusunu yönetir. Burun hücreleriniz;  ter, ten gibi keskin kokularla uyarıldığında, beyninize sekse hazır  olduğunuza dair sinyaller yollanır. ABD’deki Berkeley Üniversitesi  uzmanları yaptıkları çalışmalarda özellikle kadınların koku duyusunun  çok gelişkin olduğunu ve böyle kimyasal durumlarda daha çabuk ereksiyon olduklarını ortaya koydu.</p>
<p><strong>9.BAZI ŞEYLERİN ŞAKASI OLMAZ!</strong><br />
Penis kasılması (priapism)  çok acı veren ve 2 saatten fazla sürebilen bir durumdur ve komik hele  hele dalga geçilebilecek bir durum değildir. Böyle bir durumla  karşılaşırsanız onu en yakın hastaneye götürmelisiniz. Çünkü bu durum  doku zedelenmesine veya cinsel ereksiyon bozukluğuna sebep olabilir.</p>
<p><strong>10.TELEFONLARI KAPAMIYORUZ!</strong><br />
Dünya çapında yapılan bir araştırma, yine ilginç bir gerçeği ortaya  koyuyor. Araştırmaya katılanların yüzde 14′ü tam bu sırada çalan  telefona cevap veriyor!</p>
<p>http://www.haberturk.com/haber.asp?id=16219&amp;cat=220&amp;dt=2007/02/28</p>
<p><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-1139353219024191";
/* 300x250, oluşturulma 24.07.2009 */
google_ad_slot = "7964137768";
google_ad_width = 300;
google_ad_height = 250;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></p> ]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik-sorunlari.net/iyi-bir-seks-sadece-cinsel-arzularin-bir-sonucudur.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gebeliğin ilk ve en önemli belirtisi</title>
		<link>http://www.saglik-sorunlari.net/gebeligin-ilk-ve-en-onemli-belirtisi-bekle%c2%adnen-adet-kanmasinin-gecikmesidir.html</link>
		<comments>http://www.saglik-sorunlari.net/gebeligin-ilk-ve-en-onemli-belirtisi-bekle%c2%adnen-adet-kanmasinin-gecikmesidir.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Sep 2010 22:14:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Cinselliği]]></category>
		<category><![CDATA[Gebeliğin ilk ve en önemli belirtisi bekle­nen adet kanmasının gecikmesidir.]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik-sorunlari.net/?p=4525</guid>
		<description><![CDATA[Aksi kanıtlanıncaya kadar, her adet gecikme­sinde, önce gebelikten şüphelenBu konuda yapılan kısıtlı sayıda çalışma direkt klitoral uyarı olmadan orgazm olabilen kadınların oranının ancak %30 olduğunu göstermektedir.
Bu nedenle kadında orgazm olamama durumunu öncelikle “hiç orgazm olamama” ve “cinsel ilişkide orgazm olamama” şeklinde ayırmak gerekir. Orgazm olamayan bir kadın ilişki esnasında kendini orgazm takliti yapmak zorunda hissedebilir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aksi kanıtlanıncaya kadar, her adet gecikme­sinde, önce gebelikten şüphelenBu konuda yapılan kısıtlı sayıda çalışma direkt klitoral uyarı olmadan orgazm olabilen kadınların oranının ancak %30 olduğunu göstermektedir.</p>
<p>Bu nedenle kadında orgazm olamama durumunu öncelikle “hiç orgazm olamama” ve “cinsel ilişkide orgazm olamama” şeklinde ayırmak gerekir. Orgazm olamayan bir kadın ilişki esnasında kendini orgazm takliti yapmak zorunda hissedebilir. Bunu yapmasının nedeni eşine onun “yetersiz” olduğu duygusunu yaşatmamak ve öte yandan da yine eşinde kendisinin “yetersiz olduğunu” kanısını uyandırmayı engellemektir. Bu tür bir uygulama problemin daha da karmaşık hale gelmesine neden olur, zira orgazm olamayan bir kadın için eşinin yapacağı etkili bazı değişiklikler sözkonusuyken, böyle bir durumda bunlar gündeme gelmez ve erkek “herşeyin normal gittiğini” düşünmeye devam ederek bir değişiklik yapma gereği duymaz.</p>
<p>Kadının orgazm olmasının sağlanması için ilişkide ne tür değişiklikler yapılabilir ?<br />
Öncelikle şunun vurgulanması gerekir. İlişkide aynı anda orgazm olunması diye bir gereklilik yoktur. Esas olan fizyolojik ve anatomik gerçekler nedeniyle kadının ya eşiyle beraber ya da eşinden önce orgazm olmasıdır. Erkek orgazm olduğu andan itibaren refrakter periyod adı verdiğimiz döneme girer. Bu dönemde ereksiyon etkinliğini kaybetmeye başlar ve belli bir süre erkeğin yeni bir ilişkiye fizyolojik ve ruhsal olarak hazır olması belli bir süre gerektirir. Bu süre erkekten erkeğe değişmekle beraber birkaç dakikadan birkaç saate kadar uzayabilir. Arka arkaya bulunulan ilişki sayısı arttıkça refrakter periyodun süresi de uzar. Bu erkeklerin bir gerçeğidir. Kadınlarda ise bu refrakter periyod ya çok kısadır ya da yoktur. Kadınlar arka arkaya defalarca orgazm olabilirler ve hatta aynı ilişki içerisinde bile çok sayıda orgazm olabilirler.</p>
<p>Buradan çıkan sonuç, erkeğin kadının orgazm olabilmesi için gerekli koşulları sağlamak için çaba göstermesi gerektiğidir.</p>
<p>Kadının orgazmı yaşayabilmesi için çiftlere düşen görevler:<br />
-Erkeğin kendisinin orgazma ulaşmak için geçen süreyi mümkün olduğunca uzatması: erkekler çok kısa sürelerde orgazm olabilirlerken kadınlar için orgazm olabilme süresi çok daha uzundur. Bu süre bir yandan kadının ilişkiye ruhsal ve fiziksel olarak ne kadar hazır olduğuyla, öte yandan ilişkide kadının duyarlı bölgelerinin ne kadar uyarıldığıyla ilgilidir.</p>
<p>-Çoğu kadında orgazm için direkt klitoris uyarısı gerekir. Her kadının anatomik yapısı farklı olduğundan çiftlerin, kadının klitoral olarak en iyi uyarılabildiği ilişki pozisyonunu seçmeleri gerekir. Klitorisin en iyi uyarıldığı ve çiftin yüzyüze bakması nedeniyle emosyonel özellikleri en güçlü pozisyon erkeğin üstte olduğu, en az uyarıldığı ve yüzyüze bakılmaması nedeniyle duygusal temasın en az olduğu pozisyon ise kadının arkasını döndüğü ve erkeğin arkada olduğu pozisyondur. Ancak bu her kadın için geçerli olmayabilir. Bu yüzden kadın eşine en çok hangi pozisyonda uyarıldığını hissettirmeli ya da direkt söylemelidir.</p>
<p>-“Önsevişme döneminin” uzun tutulması: kadınlar için “önsevişme dönemi” çok önemlidir. Kadınların ilişkiye hazır olmaları erkeklerdeki kadar kolay değildir. Yeterince hazır olunmadan ilişkiye başlandığında genital bölgenin gevşemesi ve kayganlaşması yetersiz olduğundan ilişki kadın için tatsız bir deneyime dönüşebilmekte ve doğal olarak böyle bir ilişkide orgazm söz konusu bile olmamaktadır. Kadın hazır olduğu mesajını eşine verebilmeli, erkek te bu mesajı alabilmelidir.</p>
<p>Burada unutulmaması gereken diğer bir önemli nokta ise önsevişme döneminin gereğinden fazla uzun tutulmasının da hem erkeğin hem de kadının orgazm olma süresini ve orgazm şiddetini olumsuz etkilediğidir.</p>
<p>Kaynak: http://h2.haberturk.com/01Detay.aspx?ID=3933&amp;Kat=5&amp;dt=2008/01/11ilmelidir.</p>
<p>Diğer belirtileri arasında<br />
-Baş dönmesi,<br />
-Halsizlik, yorgunluk hissi<br />
-Ara sıra gözlerde karar­ma hissi,<br />
-Mide bulantısı, kusma<br />
-Halk arasında aşerme olarak adlandırı­lan bazı gıdalara karşı aşırı istek, bazı gı­dalardan tiksinme gibi iştah değişiklikleri,<br />
-Ağızda metalik tat<br />
-Duygusallaşma<br />
-Sık idrara çıkma<br />
-Vajina akıntısında artış<br />
-Göğüslerde gerginlik ve hassasiyet artışı sayılabilir.</p>
<p>Bu belirtilerin çoğu gebelikte salgılanan hormonların etkisiyle ortaya çıkmaktadır. Bu belirtilerin şiddeti, ortaya çıkış zamanı kişiden kişiye değişir.</p>
<p>Bazı kadınlarda erkenden ortaya çıkıp gebeyi rahatsız edecek şid­dette olabilirken, bazı kadınlarda daha geç başlayıp hafif şiddette olabilirler.</p>
<p>Ayrıca her gebede bu belirtile­rin hepsi bir arada görülmesi şart değildir. Bazı gebelerde sadece bir-iki be­lirti ortaya çıkabilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik-sorunlari.net/gebeligin-ilk-ve-en-onemli-belirtisi-bekle%c2%adnen-adet-kanmasinin-gecikmesidir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Adet Öncesi Gerginlik Sebepleri</title>
		<link>http://www.saglik-sorunlari.net/adet-oncesi-gerginlik-sebepleri.html</link>
		<comments>http://www.saglik-sorunlari.net/adet-oncesi-gerginlik-sebepleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Sep 2010 22:11:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Cinselliği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik-sorunlari.net/?p=4523</guid>
		<description><![CDATA[Adet kanaması yaklaşırken kadınların %75′inde değişen hormon düzeylerine bağlı olarak bazı şikayetler ortaya çıkar.Bu kadınların yarısında yakınmalar hafiftir ve kişinin günlük yaşantısını etkilemez. Diğer yarısında ise depresyon da dahil olmak üzere çok daha ciddi şikayetler ortaya çıkar. (Premenstrüel Sendrom, PMS)
Adet kanaması yaklaşırken kadınların %75′inde değişen hormon düzeylerine bağlı olarak bazı şikayetler ortaya çıkar.Bu kadınların yarısında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Adet kanaması yaklaşırken kadınların %75′inde değişen hormon düzeylerine bağlı olarak bazı şikayetler ortaya çıkar.Bu kadınların yarısında yakınmalar hafiftir ve kişinin günlük yaşantısını etkilemez. Diğer yarısında ise depresyon da dahil olmak üzere çok daha ciddi şikayetler ortaya çıkar. (Premenstrüel Sendrom, PMS)</p>
<p>Adet kanaması yaklaşırken kadınların %75′inde değişen hormon düzeylerine bağlı olarak bazı şikayetler ortaya çıkar.Bu kadınların yarısında yakınmalar hafiftir ve kişinin günlük yaşantısını etkilemez. Diğer yarısında ise depresyon da dahil olmak üzere çok daha ciddi şikayetler ortaya çıkar. Premenstrüel şikayetler fizyolojik ya da psikolojik olabilir ve kültürel farklılıklardan etkilenebilir. PMS hem fizyolojik hem de psikolojik olayların bileşkesidir. Çalışmalar değişik kültürlerden gelen kadınlarda farklı şikayetlerin ortaya çıktığını göstermektedir. Uzakdoğulu kadınlarda en sık rastlanılan şikayet ağrı iken gelişmiş batı toplumlarında depresyon en sık karşılaşılan bulgudur. Kişinin sosyal yaşamını olumsuz etkileyen ve her ay görülen yakınmalar kadının kendine olan güvenini yitirmesine dahi neden olabilir.</p>
<p>Fiziksel belirtiler<br />
PMS bulguları veren kadınların hemen hemen hepsinde memelerde hassasiyet ve hafif geçici kilo artışı saptanır.Diğer belirtiler ise sindirim sitemi bozuklukları, başağrısı, döküntüler, kas ve eklem ağrıları, halsizlik, diş eti kanamaları, çarpıntı, denge bozuklukları, sıcak basmaları, ses ve kokulara aşırı hassasiyet, ajitasyon, uykusuzluk olarak sayılabilir. Adet kanamasının ağrılı ya da fazla olması yani dismenore PMS olarak değerlendirilmez.</p>
<p>Duygusal belirtiler<br />
Duygusal hipersensitivite PMS de çok sık görülür. depresyondan endişeye ve aşırı sinirliliğe kadar pekçok değişik duygu durumu olabilir. Bazı kadınlarda hafif hafıza kaybı görülebilir. Konsantrasyon bozukluğu PMS’de nadir olmayan bir durumdur. Bazı kadınlarda görülen depresyon hali, huzursuzluk ve gerginlik tablosuna premenstrüel disforik bozukluk (PMDD) adı verilir.</p>
<p>Nedenleri<br />
PMS nedenlrini bulmaya yönelik çalışmalar bu tablonun altında yatan faktörleri tam olarak ortaya koyamamıştır.Ancak bazı teoriler mevcuttur. Ovülasyonu baskılayan bazı hormonların verilmesi halinde PMS belirtilerinde gerileme olmaktadır. Buna göre üreme hormonları PMS’ye neden olabilir, ancak bu rolün ne olduğu açıklanamamıştır. PMS’nin bu hormonlar ile sinirlerde iletimi sağlayan bazı maddelerin ortak hareket etmesi sonucu ortaya çıktığı yönünde güçlü bulgular vardır. En çok suçlanan maddeler GABA ve serotonin adı verilenlerdir. Bazı araştırmacılar ise kalsiyumve magnezyum dengesindeki bozukluğun PMS tablosuna yol açtığına inanmaktadırlar. Bu iki mineralin vücuttaki dağılımı sinir hücreleri arasındaki iletişimi etkileyerek tabloya neden olabilir. Bu araştırmacılar PMS’li kadınlarda magneyum eksikliği ya da kalsiyum fazlalığının şikayetleri yarattığını öne sürmektedirler. PMS etiyolojisinde öne sürülen bir diğer neden de stress hormonlarıdır.Bu hormonların fazlalığı şiakyetlerin daha yoğun yaşanmasına neden olabilir. PMS etiyolojisinde vücutta salgılanan hemen hemen tüm hormon ve maddeler suçlanmaktadır. Ancak kanıtlanmış bir neden bulunamamıştır.</p>
<p>Kimlerde görülür<br />
PMS tüm dünyada bütün kültürlerde rastlanılan bir durumdur.Yapılan bir çalışmada kadınların %88′inde değişik düzeylerde PMS bulgularına rastlanmıştır. Yaş arttıkça şikayetlerin şiddeti azalmakta ancak çocuk sayısı ile birlikte şiddet artmaktadır.Annesinde PMS olan kadınlarda da şikayetlere daha sık rastlanmaktadır. PMS bazı hastalıkların da şiddetini arttırabilir. Örneğin migreni olankadınlarda atakların büyük bir kısmı adet öncesi döneme rastlamaktadır. Yine şeker hastalarında kan şekeri düzeyleri ve insülin ihtiyacı adet öncesi dönemde değişiklikler gösterir. Astım atakları daha sık görülür ve pekçokkronik hastalık alevlenmeler gösterir. Bu dönemde kişinin çevresi ile olan uyumu bozulur işte veya evde ilişkide bulunduğu kişiler ve çocukları ile arası bozulabilir. Ergenlik dönemindeki genç kızlarda intihara olan eğilim artabilir. Yeme bozukluklarına rastlanabilir.</p>
<p>Tanı<br />
PMS tanısı pozitif bulgulara dayanmaz. Tanı için en güvenilir yol 2-3 ay süre ile şikayetleri kaydetmek ve şiddetlerini skorlamaktır. Şikayetler fiziksel ve ruhsalolarak ayrılmalı ve ne zaman başlayıp ne zaman bittiği düzenli şekil de kaydedilmelidir.</p>
<p>Tedavi<br />
PMS nedeni tam olarak bilinmediği için tedavisi de kesin değildir. Bu konuda çok değişik tedavi yaklaşımları mevcuttur.<br />
Diyet: Azar azar ve sık sık yemek yemenin şikayetleri azalttığı yönünde raporlar vardır.Adet öncesi dönemde taze meyve ve sebze tüketilmesi, kırmızı et ve donmuş yağlardan uzak durulması, içinde katkımaddesiiçeren besinlerin tüketilmemesi bazen yararlı olabilmektedir. Aynı şekilde kafein ve alkol tüketiminin azaltılması da faydalı olabilmektedir.</p>
<p>Egzersiz: yapılan bir çalışmada egzersiz yapmayan kadınlarda PMS’ye daha sık rastlandığı bulunmuştur. Hergün yapılan 30 dakikalık bir yürüyüş yararlı olabilir.<br />
Kalsiyum ve Magnezyum: Günlük 1200 mg kalsiyum alımının 3 ay sonunda şikayetleri yarı yarıya azalttığını bildiren bir çalışma vardır. Bazı kadınlarda ise magnezyum desteğinden fayda sağlanmışıtr.Ancak bu konuda kesin bulgular henüz yoktur.</p>
<p>Vitaminler: A, E ve B6 vitaminlerinin PMS’ye neden olduğu ileri sürülmüş olsa da kesin olarak kanıtlanmış bir bulgu yoktur.<br />
Diğer tedavi seçenekleri arasında seratonin metabolizması ile ilgili ilaçlar, hormon ilaçları, antidepresan ve anksiyete gibi psikiyatrik ilaçlar, idrar söktürücüler, erkeklik hormonları sayılabilir ancak bunlardan hiçbirinin kesinleşmiş faydası yoktur.<br />
Diğer nadir tedavi yaklaşımları arasında ise psikoterapi ve akupunktur bulunur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik-sorunlari.net/adet-oncesi-gerginlik-sebepleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>dOĞUŞTAN penis Eğriliği ..</title>
		<link>http://www.saglik-sorunlari.net/dogustan-penis-egriligi.html</link>
		<comments>http://www.saglik-sorunlari.net/dogustan-penis-egriligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Sep 2010 22:01:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Doğuştan olan penis eğrilikleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik-sorunlari.net/?p=4519</guid>
		<description><![CDATA[genellikle erkeğin cinsel aktif sürece girdiği ve penis boyutlarının geliştiği ergenlik çağında belirginleşir.
Tanıyı genelde bu çağdaki erkekler kendi gözleriyle eğriliği fark ederek kendileri koyar. Ancak birçok penis eğriliği hastasının utanma duygusu nedeniyle böyle bir sorunları olduğu halde doktora gitmediğini biliyoruz.
Hastaların özel ortamlarında penislerinin sertleşmesi ve bunu kendi çektikleri fotoğraflarla doktorlarına göstermeleri, tanıdaki önemli basamaklardan biridir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>genellikle erkeğin cinsel aktif sürece girdiği ve penis boyutlarının geliştiği ergenlik çağında belirginleşir.</p>
<p>Tanıyı genelde bu çağdaki erkekler kendi gözleriyle eğriliği fark ederek kendileri koyar. Ancak birçok penis eğriliği hastasının utanma duygusu nedeniyle böyle bir sorunları olduğu halde doktora gitmediğini biliyoruz.</p>
<p>Hastaların özel ortamlarında penislerinin sertleşmesi ve bunu kendi çektikleri fotoğraflarla doktorlarına göstermeleri, tanıdaki önemli basamaklardan biridir. Doğumsal penis eğriliklerinin tedavisi mümkündür ve ameliyattır. Bu durum aslında biraz da penis estetik ameliyatı gibi de değerlendirilebilir.</p>
<p>2)Edinsel penis eğriliklerinin en yaygın olanı Peyronie hastalığıdır. Penisteki ereksiyonu sağlayan yapıları çevreleyen kılıfsı dokuda kollajen denilen bir maddenin birikimi ile bu dokuda plak tarzında sert alanlar oluşmasıyla karakterize bir hastalıktır.</p>
<p>Genellikle 40 yaşından sonra görülür. Bazı genetik etkenler, zorlamalı cinsel ilişki sonrası küçük damarlarda meydana gelen kanama odaklarının iyileşme sürecindeki hücre ve doku yenilenmesi veya E vitamini yetersizliğinin, bazen de şeker hastalığının neden olduğu gibi hipotezler vardır.</p>
<p>Hastalığın ilk döneminde sertleşme sırasında ağrılar ve peniste eğrilik meydana gelir.</p>
<p>Bu dönemde uygulanan ilaç tedavileri genelde %30-40 arası başarılı olur.</p>
<p>12-18 ayı kapsayan birinci dönem tamamlandıktan sonra Peyronie hastalığının kronik dönemi başlar. Bu dönemde eğrilik iyice artar. Eğriliğin derecesi bazen 150 derecenin bile üstüne çıkabilir. Bu dönemde sertleşme sırasındaki ağrılar azalır veya kaybolur.</p>
<p>Hastalar eğriliğin şiddetine bağlı olarak cinsel ilişki sırasında neredeyse akrobasi yapmak zorunda kalırlar.</p>
<p>Hastanın ereksiyon sorunu yoksa, eğriliği düzeltmek için gene bazı cerrahi teknikler uygulanır ve genelde de bu ameliyatlar başarılı sonuç verir.</p>
<p>Bazı cerrahi tekniklerin uygulanmasından sonra bazen peniste 1-2 cm lik kısalmalar olabilir. Bu yüzden penisin boyutlarına göre cerrahi tekniğin seçilmesi uygun olacaktır.</p>
<p>Peyronie’nin ileri dönemlerinde ciddi anlamda ereksiyon sorunu da ortaya çıkabilir. Böyle bir durumda uygulanacak tedavi, penil protezlerdir (Mutluluk çubuğu) ve kesin tedavi çözümüdür.</p>
<p>Doktora gitmekten utanmayın çözüme kavuşun<br />
Penis estetikleri ya doğuştandır ya da edinseldir. Ama her ikisinde de çözüm mümkündür. Hastanın ereksiyon sorunu yoksa, penis eğriliğini düzeltmek için bazı cerrahi teknikler uygulanabilir ve genelde de bu ameliyatlar başarılı sonuç verir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik-sorunlari.net/dogustan-penis-egriligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zayıflığın İnsan Vücudundaki Olumsuz Etkileri</title>
		<link>http://www.saglik-sorunlari.net/zayifligin-insan-vucudundaki-olumsuz-etkileri.html</link>
		<comments>http://www.saglik-sorunlari.net/zayifligin-insan-vucudundaki-olumsuz-etkileri.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Sep 2010 20:31:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Zayıflığın İnsan Vücudundaki Olumsuz Etkileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik-sorunlari.net/?p=4517</guid>
		<description><![CDATA[Zayıflık da şişmanlık gibi beraberinde sağlık sorunları getiren  bir problemdir. Zayıflık bireyin bünye kitle oranının 18.5den az olarak tespiri ile tanımlanır. Obezitenin tesbitinde tercih edilen formul zayıflık ölçümü için de aynı tespitlerin yapılabilmesi için imkan sağlamaktadır. Kişinin kg olarak hesabından vücut ağırlığı, boyunun metre ölçüsüyle karesine bölünerek hesaplanmaktadır. Vücüt kitle oranı kg/m2 olarak kabul [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Zayıflık da şişmanlık gibi beraberinde sağlık sorunları getiren  bir problemdir. Zayıflık bireyin bünye kitle oranının 18.5den az olarak tespiri ile tanımlanır. Obezitenin tesbitinde tercih edilen formul zayıflık ölçümü için de aynı tespitlerin yapılabilmesi için imkan sağlamaktadır. Kişinin kg olarak hesabından vücut ağırlığı, boyunun metre ölçüsüyle karesine bölünerek hesaplanmaktadır. Vücüt kitle oranı kg/m2 olarak kabul edilmektedir. Mesela 1.78 boyunda ve 56 kilogram ağırlığında bir kişi oldukça zayıf olduğu söylenebilmektedir nedeni ise vücut kitle oranı 56/(1.78&#215;1.78)=17.7 olarak ortaya cıkmaktadır. Farklı bir bir uygulama da insanın ideal vucüt kilosunun %20 yüksek oranla diğer oranın önüne geçmesidir. İdeal kilo ülkeden ülkeye, cinsiyete ve yaş biçimlerine göre çeşitli farklılıklar göstermektedir.</p>
<p>Vücut kilosunun zayıf  kalmasının son derece kötü sağlık problemleri yaşamaya imkan sağlayacağı gibi  bireyin ruhsal açıdan da kötü olarak hissetmesine sebebiyet göstermektedir. Zayıf insanların vücut dirençleri normal kilolu kişilere oranla daha düşük seviye olmaktadır.Rahatlıkla vücutlarına mikrop ulaşır ve savunma yapıları onlara karşı savunmasız kalabilmektedir. Olağan kilolu bir bireyin bağışıklık sistemi bu mikropları vücudundaki akyuvarları ile direnç göstererek yok ederken zayıf bireylerde bu farklılık göstermektedir. Direnç göstermeleri çoğu anlarda  mümkün olmamakla birlikte zayıf bireylerin vücut direnci de oldukça zayıftır. Verem rahatsızlıkları, zatürre, solunum yolu hastalıkları, böbrek iltahabı ve tifoya kapılmalarıda daha basittir. Bazı kötü tümör türleri zayıf kişilerde dahasık rastlanmaktadır. Zayıflık insanın özgüvenini kötü bir şekilde kısıtlamaktadır ve dışarıdan bakılınca hayattan kopmuş  ve takatsizlik gibi bir ifade ortaya koymaktadır. Zayıf kişiler bu biçimleri dolayısı ile ruhsal streslere girebilirler ve karşı cinsten insanlar ile anlaşmakta çekinirler. Bu tarz erkek bireylerde  kız arkadaşlarına her türlü imkanı sağlayamamak ve cinsel performans&#8217;ı düşük seviyeler de yaşa cakları tabusundan dolayı cinsel yaşamlarındada sorun yaşamaktalar . Böyle olaylarda beslenme yardımının ve psikolojikterapinin tercih edilmesi ile hastalık tedavi edilebilmektedir. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik-sorunlari.net/zayifligin-insan-vucudundaki-olumsuz-etkileri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Suni Anne Rahmi Geliştirme Yöntemleri</title>
		<link>http://www.saglik-sorunlari.net/suni-anne-rahmi-gelistirme-yontemleri.html</link>
		<comments>http://www.saglik-sorunlari.net/suni-anne-rahmi-gelistirme-yontemleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Aug 2010 07:58:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Cinselliği]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Suni Anne Rahmi Geliştirme Yöntemleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik-sorunlari.net/?p=4515</guid>
		<description><![CDATA[Kadında rahim içinde doku oluşturma operasyonları , vazgeçilmek bilmeyen tüp bebek yöntemlerine rağmen hamile olmayan, embriyoları negatif yada olumsuz gelişim sağlayan ailelerde yeni bir şans ve olanaktır .  Adet döneminin yirmibirinci günlerinde rahimden çıkartılan küçük bir doku parçası ile laboratuar ortamında istenilen ana doku alınır , bayanın vücudunda olan kan serumu ile genel ortam [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kadında rahim içinde doku oluşturma operasyonları , vazgeçilmek bilmeyen tüp bebek yöntemlerine rağmen hamile olmayan, embriyoları negatif yada olumsuz gelişim sağlayan ailelerde yeni bir şans ve olanaktır .  Adet döneminin yirmibirinci günlerinde rahimden çıkartılan küçük bir doku parçası ile laboratuar ortamında istenilen ana doku alınır , bayanın vücudunda olan kan serumu ile genel ortam meydana getirilir ve bazı hücreler büyültülerek dondurulur. Belirli bir süre geçtikten sonra bayan tüp bebek operasyonuna alınır .  Yumurta çoğaltma işlemi uygulandığında  labaratuar ortamında sakladığımız dokular olarak bekletilen örnekler açılarak bahsettiğimiz suni bir rahim içi dokusu meydana getirilmektedir. Tüp bebek operasyonu gerçekletirilip döllenme sağlandıktan sonra meydana gelen embriyolar transfer aşamasına kadar bu doku içinde bekletilerek olgunlaştırılır.</p>
<p>Ko – kültür esnasında embriyo ve rahim den alınan  dokular içindeki ilişki vücuttaki ilişkilerin aynısıdır. Bu nedenle olgunlaşmakta ve embriyo ile gebe adayının  rahim iç duvarı hücreleri uyuşmuş ve bağışıklık kazanmış olur.  Embriyo olgunlaşması için oluşması şart olan etkenler ve vitaminler açısından fazlaca  verimli olan Ko-kültür maddeleri içerisinde mevcut olan büyüme etkileri ve besleyici etkiler embriyo büyümesini destekler.  Ayrıca ortamda meydana gelen antioksidanlar embriyo için tehlike oluşturacak artıkları embriyo etrafından yok etmektedir. Faydalı etkilerinden dolayı yineleyen tüp bebek operasyonunda istenilen hedefe ulaşılamayan hastalarda  ko- kültür iyi bir seçim oluşturur. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik-sorunlari.net/suni-anne-rahmi-gelistirme-yontemleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cinsel isteği arttıran besinler</title>
		<link>http://www.saglik-sorunlari.net/cinsel-istegi-arttiran-besinler.html</link>
		<comments>http://www.saglik-sorunlari.net/cinsel-istegi-arttiran-besinler.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Aug 2010 08:46:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel isteği arttıran besinler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik-sorunlari.net/?p=4513</guid>
		<description><![CDATA[insel istek sorunu yaşıyorsanız, cinsel isteğinizi arttırmak için ilaç tedavisine ihtiyacınız yok!
  Cinsel istek sorunu yaşıyorsanız, cinsel isteğinizi arttırmak için ilaç tedavisine ihtiyacınız artık yok! Bazı şifalı bitkilerle cinsel isteğinizi eskisi kadar hatta eskisinden çok daha fazla arttırabilirsiniz. İşte cinsel isteği arttırmanın mucize iksiri :
  Eski çağlardan beri insanoğlunun ilgisini  çeken afrodizyaklar, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>insel istek sorunu yaşıyorsanız, cinsel isteğinizi arttırmak için ilaç tedavisine ihtiyacınız yok!</p>
<p>  Cinsel istek sorunu yaşıyorsanız, cinsel isteğinizi arttırmak için ilaç tedavisine ihtiyacınız artık yok! Bazı şifalı bitkilerle cinsel isteğinizi eskisi kadar hatta eskisinden çok daha fazla arttırabilirsiniz. İşte cinsel isteği arttırmanın mucize iksiri :</p>
<p>  Eski çağlardan beri insanoğlunun ilgisini  çeken afrodizyaklar, özellikle Uzakdoğu kökenli öğretilerde geniş biçimde yer alıyor. Sözgelimi, seks sanatı olarak bilinen Taoculuk’ ta besinler “yin” ve “yang” olarak ikiye ayrılıyor. Kadınlar için yin, erkeklere için yang  türü besinler öneriliyor. yeşil ve lifli sebzeler, az miktarda balık eti ile meyve ve baklagillerden oluşuyor. Yang gıdalar ise tuzlu ve fazla pişmiş yiyecekler ile kök bitkiler, hayvansal besinler  ve hububatları kapsıyor. Taocu felsefede, insanların tavsiye edildiği şekilde beslendikleri takdirde, her zaman mükemmel bir cinsel yaşam sürdürebilecekleri iddia ediliyor.</p>
<p>Hindistan’daki bazı yoga öğretilerinde fazla şekerli yiyeceklerden kaçınılması istenirken, Çinliler polen içeren gıdalar alınmasını tavsiye ediyorlar.</p>
<p>Beslenmenin insan yaşamında doruğa çıktığı zamanın başlangıç noktası, anne karnındaki döneme rastlıyor. Yani cinsel hayatımızın ne kadar renkli ve etkili olacağı annemizin karnındayken şekillenmeye başlıyor.</p>
<p>Diyabet ve Beslenme Uzmanı Prof. Dr. Nazif Bağrıaçık bu konuda şu bilgileri veriyor: Besinleri proteinler, karbonhidratlar, yağlar, su, vitamin ve mineraller olarak 6 gruba ayırabiliriz. Bunların çoğu, kalori sağlayan, günlük hareketi temin eden besin kaynaklarıdır. Yani bir tür yakıt. Ama vücudun kalıcı maddeleri protein, vitamin ve minerallerdir. Bunlar organizmanın esas yapı taşını oluştururlar. İşte, seksüel organların ve hormonların gelişimi de anne karnında, bu yapı taşlarının konmasıyla başlıyor. Bu evrede eksik ve kötü beslenme, açlık gibi durumlar, çocukta bir fonksiyon eksikliğine neden olabiliyor.”Prof. Dr. Bağrıaçık, seks yaşamı için ikinci önemli evrenin gelişme yaşı olarak adlandırılan ergenlik dönemi olduğunu söylüyor ve şöyle devam ediyor: Bu dönemde yetersiz beslenme kadar aşırı beslenmenin de olumsuzlukları görülüyor. Şişmanlık, oburluk, fazla yağlı gıdalarla beslenme gibi alışkanlıklar cinsel organların fonksiyonlarını engelleyen veya azaltan etki yapıyor. Bir erkek çocuk 7-12 yaş arasında birden bire kilo alırsa yumurtalıkları küçülüyor ve gelişmesi zayıflıyor. Kız çocuğunun ise adet görmesi gecikiyor, göğüsleri gelişmiyor. Rahimde ya da yumurtalıklarda gelişme bozuklukları ortaya çıkabiliyor.Uzmanlar, cinsel performansı artırmak için çeşitli ilaçlara yönelmektense, düzenli ve sağlıklı bir beslenme programı izlemenin çok daha yararlı olacağını savunuyorlar.</p>
<p>DOMATES VE KAYISI CİNSEL İSTEĞİ ARTIRIYOR</p>
<p>Cerrahpaşa Tıp Fakültesine yapılan bazı araştırmalarda domates ve kayısıda bulunan PP vitaminin cinsel performansı ve isteği artırdığını ortaya çıkardı. Bu durum, hem C vitamini hem de PP vitamini açısından zengin olan domatesi sofraların baş tacı ediyor. Cinsel performansı artıran maddeler arasında başı, iyot ve B vitamini çekiyor. B vitamini en çok buğdayda bulunuyor. Ayrıca C vitaminini de unutmamak gerekiyor. C vitamini almanın en ideal yolu ise sabah kahvaltısında ya da ara öğünlerden birinde bir kase çilek yada kivi yemek. Ayrıca yeşil sebzelerde portakal, mandalina ve greyfurtta da C vitamini olduğunu unutmayın. Özellikle erkekler günlük çinko alımına dikkat etmelidir. Çünkü çinko, erkeğin sperm üretimini artıran mineraller arasında yer alıyor. Erkeklerin pırasa, lahana türü sebzeleri bolca tüketmesi gerekiyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik-sorunlari.net/cinsel-istegi-arttiran-besinler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Steteskop nedir?</title>
		<link>http://www.saglik-sorunlari.net/steteskop-nedir.html</link>
		<comments>http://www.saglik-sorunlari.net/steteskop-nedir.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Aug 2010 18:03:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[STETESKOP nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik-sorunlari.net/?p=4509</guid>
		<description><![CDATA[Steteskop nedir?
Stetoskop (stethoscope), vücut içinde oluşan sesleri dinlemek için kullanılan tıbbi bir cihazdır. Stetoskop genelde üç ana kısımdan meydana gelir;
Diyafram,
Tüp (elastik boru şeklinde)
&#8230;
Kulaklık
Bazı stetoskoplarda ayrıca çan denilen ve alçak perdeden sesleri yükseltmeye yarayan bir kısım da bulunur. Diyafram, stetoskobun tüp kısmının ucunda bulunan ve dinlenmek istenen bölgeye değdirilen yassı koni şeklinde bir parçadır. Bu parçanın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Steteskop nedir?<br />
Stetoskop (stethoscope), vücut içinde oluşan sesleri dinlemek için kullanılan tıbbi bir cihazdır. Stetoskop genelde üç ana kısımdan meydana gelir;<br />
Diyafram,</p>
<p>Tüp (elastik boru şeklinde)<br />
&#8230;<br />
Kulaklık<br />
Bazı stetoskoplarda ayrıca çan denilen ve alçak perdeden sesleri yükseltmeye yarayan bir kısım da bulunur. Diyafram, stetoskobun tüp kısmının ucunda bulunan ve dinlenmek istenen bölgeye değdirilen yassı koni şeklinde bir parçadır. Bu parçanın içinde ortamdan yalıtılmış bir zar vardır. Yüzeydeki sesle titreyen zar konik parça içindeki havaya basınç uygular ve bu basınç tüp içinden kulaklığa kadar ulaşır ve uygun yapıdaki kulaklık parçaları, sesi kulak içine yayar. Basit bir mantıkla çalışan stetoskop, bir nevi mekanik yükselticidir.Stetoskopla en çok dinlenen sesler şunlardır;Kalbin atışı<br />
Akciğerlerin çıkardığı sesler<br />
Bağırsaklarda ve midede ortaya çıkan sesler<br />
NabızAyrıca kan basıncını ölçmek için de kullanılır.Stetoskop ile vücuttaki sesleri dinleme işine oskültasyon (auscultation) denir. Oskültasyon, tecrübe gerektiren bir teşhis yöntemidir. Stetoskop ile kulağa ulaşan sesin normal olup olmadığını anlamak, eğitim ve deneyim gerektirir. Mesela kalpten yayılan birçok ses vardır ve bu seslerin bazısı insandan insana farklılık gösterebilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik-sorunlari.net/steteskop-nedir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Salgın nedir?</title>
		<link>http://www.saglik-sorunlari.net/salgin-nedir.html</link>
		<comments>http://www.saglik-sorunlari.net/salgin-nedir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 Jul 2010 21:38:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Salgın nedir?]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik-sorunlari.net/?p=4507</guid>
		<description><![CDATA[Epidemiyolojide, salgın (Yunanca epi- üzerinde + demos halk) belli bir insan popülasyonunda,belli bir periyodda ,yeni vakalar gibi görülen ancak önceki tecrübelere göre beklenenden fazla etki gösteren hastalıktır.(epizootik ise aynı şeydir ancak hayvanlarda geçerlidir.)
&#8220;Beklenen&#8221;in ne olduğuna bağlı olarak&#8230; salgının tanımlanması subjektif olabilir.Bir salgın lokal (bir hastalık patlaması),daha genel (salgın hastalık) ve hatta dünya çapında (global salgın-pandemik) [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Epidemiyolojide, salgın (Yunanca epi- üzerinde + demos halk) belli bir insan popülasyonunda,belli bir periyodda ,yeni vakalar gibi görülen ancak önceki tecrübelere göre beklenenden fazla etki gösteren hastalıktır.(epizootik ise aynı şeydir ancak hayvanlarda geçerlidir.)<br />
&#8220;Beklenen&#8221;in ne olduğuna bağlı olarak&#8230; salgının tanımlanması subjektif olabilir.Bir salgın lokal (bir hastalık patlaması),daha genel (salgın hastalık) ve hatta dünya çapında (global salgın-pandemik) olabilir.Sabit seviyede oluşan ve popülasyonda görece olarak yüksek derecede seyreden alışılagelmiş hastalıklar ise endemik olarak adlandırılır.Endemik hastalığa bir örnek sıtmadır.<br />
Afrikanın bazı bölgelerinde (örneğin, Liberya) halkın büyük çoğunluğunun hayatlarının bazı dönemlerinde sıtmaya yakalanmaları beklenir.Meşhur salgınlara örnek olarak Orta Çağ Avrupasında yaşanan ve kara veba olarak da bilinen hıyarcıklı veba , I. Dünya Savaşı sonunda ortaya çıkan Büyük grip salgını verilebilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik-sorunlari.net/salgin-nedir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tuzu hayatanızdan çıkarmanız dileğiyle</title>
		<link>http://www.saglik-sorunlari.net/tuzu-hayatanizdan-cikarmaniz-dilegiyle.html</link>
		<comments>http://www.saglik-sorunlari.net/tuzu-hayatanizdan-cikarmaniz-dilegiyle.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Jul 2010 19:53:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[tuz]]></category>
		<category><![CDATA[tuzu azaltma yolları]]></category>
		<category><![CDATA[tuzun zararları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik-sorunlari.net/?p=4505</guid>
		<description><![CDATA[Tuzu hayatanızdan çıkarmanız dileğiyle
Birçok insan tuzlu yemeyi sever.Tuza alıştıktan sonra tuzsuz yemek çok zor gelmektedir.Tuz kullanımını keserek vücudun kısa sürede tuzsuz yemeye uyum gösterdiği ve alıştığı görülmüştür.Tuzsuz yemeye alışmak için tuz tadı veren yapay tuzların da potasyum içermesinden dolayı probleml&#8230;er oluşturduğu bilinmektedir.
Hem tuzsuz yemek hem de herhangi bir sağlık sorununu yaşamamak için bitkiler ve baharatlar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tuzu hayatanızdan çıkarmanız dileğiyle<br />
Birçok insan tuzlu yemeyi sever.Tuza alıştıktan sonra tuzsuz yemek çok zor gelmektedir.Tuz kullanımını keserek vücudun kısa sürede tuzsuz yemeye uyum gösterdiği ve alıştığı görülmüştür.Tuzsuz yemeye alışmak için tuz tadı veren yapay tuzların da potasyum içermesinden dolayı probleml&#8230;er oluşturduğu bilinmektedir.<br />
Hem tuzsuz yemek hem de herhangi bir sağlık sorununu yaşamamak için bitkiler ve baharatlar kullanılmalıdır.<br />
-limon<br />
-kaliteli sirkeler<br />
-baharatlı bitkiler ve kırmızı biber,<br />
tuz alışkanlığını bırakmada çok faydalıdır.</p>
<p>Tuz dengesi vücutta böbrek tarafından sağlanmaktadır.Sağlıklı böbrekler fazla tuzu atabilmektedir.Terleme ile de bir miktar tuz atılmaktadır.Eğer böbrekler yeterli çalışmazsa vücut tuzu atamaz ve vücutta sodyum birikmesi sonucu yüzde, bacak ve ayaklarda ödem denilen şişmeler meydana gelir.<br />
Tuzun fazlası ödem yapmakla beraber, damarlardaki sıvı miktarının da artmasına ve kan basıncının yükselmesine (hipertansiyon), kalp-böbrek hastalıkları ve felç riskine sebep olur.</p>
<p>Özellikle ailesinde hipertansiyon hastası olanlar tuz kısıtlamasını daha da ciddiye almalıdırlar.<br />
Tuz ve sodyumdan zengin besinler: hazır ve işlenmiş endüstriyel-fabrika besinleri, sebze ve balık konserveleri,hazır köfte, pizza ve çorbalar, hazır içecekler ve meyve suları.Hazır gıdaları satın alırken üzerindeki besin içeriğine bakmalısınız.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik-sorunlari.net/tuzu-hayatanizdan-cikarmaniz-dilegiyle.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
