kabızlıktan kurtulma,kabızlık neden olur,kabızlık tedavisi

30 Aralık 2008 Yazan admin

1 KABIZLIK NEDİR ? “Kabızlık” tek bir cümle ile tanımlanabilecek bir kavram değildir. Bu kavram halk dilinde kullanımıyla, “büyük abdest alışkanlığının değişmesinden dolayı şikayet edilen bir durumu belirtebileceği gibi acil tedavisi gereken ciddi bir hastalığı da belirtebilir”. Kişiler genel olarak yeterli sıklık ve miktarda büyük abdest yapamıyorlar veya karında hissettikleri şişkinlik ve ağrı duygusunu büyük abdest yaparak gideremiyorlar ise “kabız” olduklarından bahsederler. Bununla birlikte “büyük abdest yapmakta yeterli sıklık ve miktarın” bireyler arasında çok fazla farklılık gösterebileceğini göz ardı etmemek gerekir. Beslenme ve tuvalet alışkanlığı yanısıra yaş, cinsiyet ve günlük sıvı alınımı aynı kişide de zamana göre değişikliklere neden olabilir. Herhangi bir başka hastalığın olması veya bu hastalığın tedavisi için kullanılan ilaçlar, emosyonel stres ve derin depresyonlar büyük abdest alışkanlığında değişikliklere neden olabilir. Hiçbir neden yok iken kabızlık tarzında büyük abdest alışkanlığında ortaya çıkan değişik bazen de önemli bir hastalığın ilk belirtisi olabilir ve mutlaka bir hekim tarafından değerlendirilmelidir…

1.1 Kabızlığın tıbbi tanımı nasıldır

Kabızlığın tıbbi açıdan tanımlanmaya çalışılmasında da benzer zorluklar ile karşılaşılır. “Kabızlık” bir hastalık adı değil, bireyin bir şikayeti (semptom) ve hekimin tespit edebildiği bir bulgu kompleksidir, bir sonuç tespitidir. Birçok hastalık sonuçta kabızlığa neden olabileceği gibi, klinikte tespit edilebilen bir hastalık olmadığı halde de kabızlık şikayetleri ortaya çıkabilir. Bu bağlantıda kabızlık konusu, dahili tıp bilimlerinde fonksiyonel şikayetler (psikofizyolojik gastrointestinal değişiklikler) başlığı altında irdelenmektedir. Bununla beraber kabızlığa neden olan ve kabızlık nedeniyle ortaya çıkan birçok hastalık ve kabızlığın kendisi cerrahi girişimler ile tedavi edilebilmektedir.

Yukarıda belirtilen karmaşık ifadelerin sadeleştirilmesi için hekimin “Hangi hallerde kabızlıktan bahsedilir?” sorusuna vereceği cevap, kabızlık kavramına anlaşılır bir tanımlama sağlayabilir.

“Kabızlık” tek bir cümle ile tanımlanabilecek bir kavram değildir. Bu kavram halk dilinde kullanımıyla, “büyük abdest alışkanlığının değişmesinden dolayı şikayet edilen bir durumu belirtebileceği gibi acil tedavisi gereken ciddi bir hastalığı da belirtebilir”. Kişiler genel olarak yeterli sıklık ve miktarda büyük abdest yapamıyorlar veya karında hissettikleri şişkinlik ve ağrı duygusunu büyük abdest yaparak gideremiyorlar ise “kabız” olduklarından bahsederler. Bununla birlikte “büyük abdest yapmakta yeterli sıklık ve miktarın” bireyler arasında çok fazla farklılık gösterebileceğini göz ardı etmemek gerekir. Beslenme ve tuvalet alışkanlığı yanısıra yaş, cinsiyet ve günlük sıvı alınımı aynı kişide de zamana göre değişikliklere neden olabilir. Herhangi bir başka hastalığın olması veya bu hastalığın tedavisi için kullanılan ilaçlar, emosyonel stress ve derin depresyonlar büyük abdest alışkanlığında değişikliklere neden olabilir. Hiçbir neden yok iken kabızlık tarzında büyük abdest alışkanlığında ortaya çıkan değişik bazen de önemli bir hastalığın ilk belirtisi olabilir ve mutlaka bir hekim tarafından değerlendirilmelidir

1.1 Kabızlığın tıbbi tanımı nasıldır

Kabızlığın tıbbi açıdan tanımlanmaya çalışılmasında da benzer zorluklar ile karşılaşılır. “Kabızlık” bir hastalık adı değil, bireyin bir şikayeti (semptom) ve hekimin tespit edebildiği bir bulgu kompleksidir, bir sonuç tespitidir. Birçok hastalık sonuçta kabızlığa neden olabileceği gibi, klinikte tespit edilebilen bir hastalık olmadığı halde de kabızlık şikayetleri ortaya çıkabilir. Bu bağlantıda kabızlık konusu, dahili tıp bilimlerinde fonksiyonel şikayetler (psikofizyolojik gastrointestinal değişiklikler) başlığı altında irdelenmektedir. Bununla beraber kabızlığa neden olan ve kabızlık nedeniyle ortaya çıkan birçok hastalık ve kabızlığın kendisi cerrahi girişimler ile tedavi edilebilmektedir.

Yukarıda belirtilen karmaşık ifadelerin sadeleştirilmesi için hekimin “Hangi hallerde kabızlıktan bahsedilir?” sorusuna vereceği cevap, kabızlık kavramına anlaşılır bir tanımlama sağlayabilir.

Kalın barsağında tıkanıklığa yol açan veya makat bölgesinde dışkılamayı zorlaştıran tümöral bir hastalığı olmayan ve normal miktarda lif ihtiva eden besinlerle beslenen bir kişide; a) şiddetli karın ağrısı ve şişkinlik duygusu ile büyük abdest yapma zorluğu olması veya b) haftada üç’den az sayıda dışkılama sağlanabilmesi halinde kabızlıktan, c) beş günde bir defa veya daha az sayıda dışkılama sağlanabilmesi ile yandaş bazı şikayetlerin ortaya çıkması ve bu şikayetlerin 18 aydan fazla sürmesi halinde ileri derecede kronik kabızlıktan bahsedilir.

1.2 Günlük yaşamda kabızlığın önemi nedir?

Toplumda kabızlık tahmin edildiğinden daha yaygındır. Dahiliye polikliniklerine müracaat eden hastaların yaklaşık %15′inde bu tür şikayetlere rastlanmakta, kadınlarda, çocuklarda ve yaşlı insanlarda daha sık ortaya çıkmaktadır. İstatistik kayıtları düzenli olan Amerika Birleşik Devletlerinde 1996 yılı içinde kabızlık tedavisinde kullanılan, sadece yumuşatıcı ilaç tüketimi 725 milyon dolar olmuştur. Bu rakam sorunun boyutunu somut olarak ifade edebilmektedir.

Sinsi bir seyir gösteren kabızlık geniş bir zaman süresinde yerleşir. Bu süre içinde kişi genellikle karında şişkinlik, kasık bölgelerinde ağrıdan şikayet etmekte, nedenini açıklayamadığı huzursuzluk ve sıkıntı hissine sahip olmaktadır. Ara sıra ortaya çıkan sıcak basmaları ve çarpıntı gibi değişiklikler günlük gecici kırgınlıklara bağlanmaktadır. Geçen zaman içinde şikayetlerin daha sık ve daha şiddetli olarak ortaya çıkması kişiyi gün boyunca huzursuz etmekte ve iş verimini düşürmekte, var olan diğer hastalık şikayetlerinin artmasına neden olmaktadır. Özellikle kalp yetmezliği ve hipertansiyon gibi hastalıkları da olan yaşlı hastalarda nefes almayı zorlaştıran “kabızlık” kan oksijen miktarında azalmaya, zihinsel fonksiyonlarda değişikliklere ve unutkanlığa neden olabilmektedir.

Kabızlık bebek ve çocuklarda daha sıklıkla karın ağrısı yapmakta, iştahsızlık ve beslenme problemlerine ve sonuçta gelişme geriliğine neden olmaktadır.

1.3 Kabızlık genellikle kimlerde görülür?

Modern yaşamla bağlantılı olarak beslenme şeklinin değişmesi, az lif ihtiva eden besinlerin daha fazla tüketilmesi iş stresinin artması, hareketlilik miktarının azalması günümüzde hemen hemen herkesi kabızlık yönünden risk grubuna sokmaktadır. Ayrıca kişilik özelliklerimiz ve mesleğimiz bizi kabızlık sorununa daha fazla yaklaştırabilir. Kabızlık genellikle sinirli, titiz ve hırslı kişilerde görülmektedir. Sürekli seyahat ederek, oturarak veya ayakta meslek icra eden kişilerde, herhangi bir nedenle sürekli olarak büyük abdest ihtiyacının giderilmesini erteleyen kişilerde bu soruna daha sık rastlanmaktadır.

1.4 Gebelik ile kabızlık arasında ilişki var mıdır?

Hamilelik süresinde anne vücudunda bir takım hormonal değişiklikler olmaktadır. Bu hormonların bazıları sindirim sistemini de etkilemekte, mide, ince barsak ve kalın barsak da dahil olmak üzere tüm sindirim sisteminin hareketi azalmaktadır. Bu nedenle hamileliğin başlangıcından itibaren artan bir şekilde kabızlık görülmektedir. Hamileliğin ilerlemesi ile büyüyen bebek ve rahim karın içinde daha fazla yer kaplamakta ve özellikle kalın barsağın son kısmı üzerinde baskı yapmaktadır. Bu baskı kalın barsağın son kısmına kadar gelen ve orada depolanan gaitanın boşalmasını (dışkılama) zorlaştırmaktadır.

1.5 Bebek ve çocuklar da kabız olabilir mi?

Anne sütü katı artık ihtiva etmeyen ve tamamen sindirilebilen bir besin maddesidir.Anne sütü ile beslenen bebeklerde kalın barsağa katı artık madde ulaşması beklenemez. Bununla beraber bebeklerin büyük abdest yapması, barsak içindeki bakteri kitlesine ve sindirim sistemi iç zarının yenilenmesi esnasında barsak içine dökülen hücre kitlesine bağlıdır. Tamamen sağlıklı olan bebeklere yeterli miktarda sıvı verilmemesi kalın barsakta oluşan gaitanın sertleşmesine ve kabızlığa yol açabilir.

Doğuştan gelen bazı hastalıklar da bebeklerde inatçı kabızlığa yol açabilir. Kistik fibrozis denilen hastalıkta, sindirim için gerekli salgının (pankreas bezi salgısı) olmamasına bağlı olarak, konjenital megakolon denilen hastalıkta kalın barsağın bir bölümünde hareketi sağlayan sinirlerin olmamasına bağlı olarak kabızlık görülür. Herhangi bir hastalığı olmayan ve ek gıda almaya başlayan bebeklerde ve süt çocuklarında kabızlık sıklıkla az sıvı alınmasına bağlıdır. Ateşli hastalıklar nedeni ile terlemeyle fazla sıvı kaybeden bebekler de bazen şiddetli kabızlığa rastlanılabilir. 2-7 yaş grubu çocuklarda doğuştan gelen hastalıklara bağlı olarak ortaya çıkmış inatçı kabızlık yok ise, genelde kısa süreli kabızlık görülebilir. Bunların büyük bir kısmı beslenme ve tuvalet eğitimine bağlı, bir kısmı ise ruhsal sorunlara bağlı olarak gelişmektedir.

Okul çocuklarında kabızlığın en sık nedeni, aile veya okul çevresinde çocuğu olumsuz etkileyen ruhsal olaylar ve düzensiz tuvalet alışkanlığıdır. Beslenmesi ve tuvalet alışkanlığı düzenli olan bebek ve çocuklarda uzun süren kabızlığın nedeni bir hastalık olabilir.

Ruhsal değişimlerin en yoğun yaşandığı büyüme ve ergenlik çağı (adolesan-puberte), sindirim sistemine bağlı fonksiyonel şikayetlerin sıklıkla görüldüğü zamandır. Özellikle öğrenime devam eden genç erişkinlerde sınav stresinin de eklenmesi geçici fakat sıkıntılı kabızlığa neden olabilir.

1.6 Kabızlıkta lifli besinlerin önemi var mıdır?

Lifli besinler denilince içinde sellüloz, hemi-sellüloz pektin ve lignin ihtiva eden bitkisel besin kaynakları akla gelmektedir. Bu lifler insan vücudunda sindirilemez. Bu nedenle parçalanmadan kalın barsağa kadar ilerler ve yapısı itibarı ile etrafında su tutar. Böylece kalın barsak içinde yumuşak kıvamda bir kitle oluşturur. Böyle bir kitlenin barsak içinde bulunması kalın barsağın daha kuvvetli kasılmasına ve kitlenin daha hızlı itilmesine neden olur.

Et ve süt gibi hayvansal besin maddelerinde lif bulunmaz ve bu ürünlerin hemen tamamı daha ince barsakta iken emilirler ve kalın barsağa ulaşabilecek fazla atık madde ihtiva etmezler. Meyva ve sebzeler lif bakımından zengindir ve fazlaca artık madde oluşmasına neden olurlar ve gaitanın barsaktan geçiş süresini kısaltırlar. Normalde kişinin günlük yiyecekleri 20-30 gram lif içermelidir. Bu miktar bir öğün sebze yemeği, salata ve bir öğün meyvada bulunan miktardır. Orta boy bir elmanın 3 gram lif içerdiği unutulmamalıdır.

Aşırı miktarda lifli besinler ile beslenmenin kalın barsakta uzamaya neden olduğu tahmin edilmektedir. Zira, uzun kalın barsağın neden olarak itham edildiği barsak düğümlenmesine (volvulus) fazla lif ile beslenme alışkanlığı olan ortadoğu ve güney asya toplumlarında daha az lif ile beslenme alışkanlığı olan batı toplumlarına göre daha sık rastlanmaktadır.

1.7 Kabızlık kalın barsak kanserine neden olur mu?

Kalın barsak kanserleri toplumda en sık görülen sindirim sistemi kanseridir ve kanser hastalığının neden olduğu ölümlerde 3’üncü sırada bulunmaktadır. Bulunduğu yere göre şikayetlere neden olur. Genellikle kalın barsağın ilk kısmında bulunan kanser kansızlık, orta ve sona yakın kısımda bulunan kanser kabızlık ve şişkinlik şeklinde ve son kısmında bulunanlar kanama şeklinde şikayetlere neden olurlar. Kanser hastalığının hücresel yapısı ve büyüme özelliğine göre, bu şikayetlerin süresi ve şiddetinde değişiklikler görülebilir. Kalın barsağın orta ve son kısmında oluşan kanser hastalığı kabızlığa neden olabilmesine karşın, kabızlık şikayetleri olan kişilerde kanser hastalığının daha sık görülmesi hakkında hiçbir somut delil bulunmamaktadır. Yani kabızlık kanser hastalığı sıklığını artırmaz.

Son yıllarda sürdürülen çalışmalar lifli besinler ile beslenenlerde kalın barsak kanser hastalığının daha az sıklıkla görüldüğünü kanıtlamıştır. Lifli besinler aynı zamanda kabızlığın ortaya çıkma ihtimalini de azaltırlar. Zira lifler kalın barsak içinde yumuşak bir kitle oluşturur ve kalın barsak hareketlerinin daha düzenli olmasını, salgı bezlerinin ve koruma sistemlerinin daha iyi çalışmasını sağlar.

ında tıkanıklığa yol açan veya makat bölgesinde dışkılamayı zorlaştıran tümöral bir hastalığı olmayan ve normal miktarda lif ihtiva eden besinlerle beslenen bir kişide; a) şiddetli karın ağrısı ve şişkinlik duygusu ile büyük abdest yapma zorluğu olması veya b) haftada üç’den az sayıda dışkılama sağlanabilmesi halinde kabızlıktan, c) beş günde bir defa veya daha az sayıda dışkılama sağlanabilmesi ile yandaş bazı şikayetlerin ortaya çıkması ve bu şikayetlerin 18 aydan fazla sürmesi halinde ileri derecede kronik kabızlıktan bahsedilir.

1.2 Günlük yaşamda kabızlığın önemi nedir?

Toplumda kabızlık tahmin edildiğinden daha yaygındır. Dahiliye polikliniklerine müracaat eden hastaların yaklaşık %15′inde bu tür şikayetlere rastlanmakta, kadınlarda, çocuklarda ve yaşlı insanlarda daha sık ortaya çıkmaktadır. İstatistik kayıtları düzenli olan Amerika Birleşik Devletlerinde 1996 yılı içinde kabızlık tedavisinde kullanılan, sadece yumuşatıcı ilaç tüketimi 725 milyon dolar olmuştur. Bu rakam sorunun boyutunu somut olarak ifade edebilmektedir.

Sinsi bir seyir gösteren kabızlık geniş bir zaman süresinde yerleşir. Bu süre içinde kişi genellikle karında şişkinlik, kasık bölgelerinde ağrıdan şikayet etmekte, nedenini açıklayamadığı huzursuzluk ve sıkıntı hissine sahip olmaktadır. Ara sıra ortaya çıkan sıcak basmaları ve çarpıntı gibi değişiklikler günlük geçici kırgınlıklara bağlanmaktadır. Geçen zaman içinde şikayetlerin daha sık ve daha şiddetli olarak ortaya çıkması kişiyi gün boyunca huzursuz etmekte ve iş verimini düşürmekte, var olan diğer hastalık şikayetlerinin artmasına neden olmaktadır. Özellikle kalp yetmezliği ve hipertansiyon gibi hastalıkları da olan yaşlı hastalarda nefes almayı zorlaştıran “kabızlık” kan oksijen miktarında azalmaya, zihinsel fonksiyonlarda değişikliklere ve unutkanlığa neden olabilmektedir.

Kabızlık bebek ve çocuklarda daha sıklıkla karın ağrısı yapmakta, iştahsızlık ve beslenme problemlerine ve sonuçta gelişme geriliğine neden olmaktadır.

1.3 Kabızlık genellikle kimlerde görülür?

Modern yaşamla bağlantılı olarak beslenme şeklinin değişmesi, az lif ihtiva eden besinlerin daha fazla tüketilmesi iş stresinin artması, hareketlilik miktarının azalması günümüzde hemen hemen herkesi kabızlık yönünden risk grubuna sokmaktadır. Ayrıca kişilik özelliklerimiz ve mesleğimiz bizi kabızlık sorununa daha fazla yaklaştırabilir. Kabızlık genellikle sinirli, titiz ve hırslı kişilerde görülmektedir. Sürekli seyahat ederek, oturarak veya ayakta meslek icra eden kişilerde, herhangi bir nedenle sürekli olarak büyük abdest ihtiyacının giderilmesini erteleyen kişilerde bu soruna daha sık rastlanmaktadır.

1.4 Gebelik ile kabızlık arasında ilişki var mıdır?

Hamilelik süresinde anne vücudunda bir takım hormonal değişiklikler olmaktadır. Bu hormonların bazıları sindirim sistemini de etkilemekte, mide, ince barsak ve kalın barsak da dahil olmak üzere tüm sindirim sisteminin hareketi azalmaktadır. Bu nedenle hamileliğin başlangıcından itibaren artan bir şekilde kabızlık görülmektedir. Hamileliğin ilerlemesi ile büyüyen bebek ve rahim karın içinde daha fazla yer kaplamakta ve özellikle kalın barsağın son kısmı üzerinde baskı yapmaktadır. Bu baskı kalın barsağın son kısmına kadar gelen ve orada depolanan gaitanın boşalmasını (dışkılama) zorlaştırmaktadır.

1.5 Bebek ve çocuklar da kabız olabilir mi?

Anne sütü katı artık ihtiva etmeyen ve tamamen sindirilebilen bir besin maddesidir.Anne sütü ile beslenen bebeklerde kalın barsağa katı artık madde ulaşması beklenemez. Bununla beraber bebeklerin büyük abdest yapması, barsak içindeki bakteri kitlesine ve sindirim sistemi iç zarının yenilenmesi esnasında barsak içine dökülen hücre kitlesine bağlıdır. Tamamen sağlıklı olan bebeklere yeterli miktarda sıvı verilmemesi kalın barsakta oluşan gaitanın sertleşmesine ve kabızlığa yol açabilir.

Doğuştan gelen bazı hastalıklar da bebeklerde inatçı kabızlığa yol açabilir. Kistik fibrozis denilen hastalıkta, sindirim için gerekli salgının (pankreas bezi salgısı) olmamasına bağlı olarak, konjenital megakolon denilen hastalıkta kalın barsağın bir bölümünde hareketi sağlayan sinirlerin olmamasına bağlı olarak kabızlık görülür. Herhangi bir hastalığı olmayan ve ek gıda almaya başlayan bebeklerde ve süt çocuklarında kabızlık sıklıkla az sıvı alınmasına bağlıdır. Ateşli hastalıklar nedeni ile terlemeyle fazla sıvı kaybeden bebekler de bazen şiddetli kabızlığa rastlanılabilir. 2-7 yaş grubu çocuklarda doğuştan gelen hastalıklara bağlı olarak ortaya çıkmış inatçı kabızlık yok ise, genelde kısa süreli kabızlık görülebilir. Bunların büyük bir kısmı beslenme ve tuvalet eğitimine bağlı, bir kısmı ise ruhsal sorunlara bağlı olarak gelişmektedir.

Okul çocuklarında kabızlığın en sık nedeni, aile veya okul çevresinde çocuğu olumsuz etkileyen ruhsal olaylar ve düzensiz tuvalet alışkanlığıdır. Beslenmesi ve tuvalet alışkanlığı düzenli olan bebek ve çocuklarda uzun süren kabızlığın nedeni bir hastalık olabilir.

Ruhsal değişimlerin en yoğun yaşandığı büyüme ve ergenlik çağı (adolesan-puberte), sindirim sistemine bağlı fonksiyonel şikayetlerin sıklıkla görüldüğü zamandır. Özellikle öğrenime devam eden genç erişkinlerde sınav stresinin de eklenmesi geçici fakat sıkıntılı kabızlığa neden olabilir.

1.6 Kabızlıkta lifli besinlerin önemi var mıdır?

Lifli besinler denilince içinde sellüloz, hemi-sellüloz pektin ve lignin ihtiva eden bitkisel besin kaynakları akla gelmektedir. Bu lifler insan vücudunda sindirilemez. Bu nedenle parçalanmadan kalın barsağa kadar ilerler ve yapısı itibarı ile etrafında su tutar. Böylece kalın barsak içinde yumuşak kıvamda bir kitle oluşturur. Böyle bir kitlenin barsak içinde bulunması kalın barsağın daha kuvvetli kasılmasına ve kitlenin daha hızlı itilmesine neden olur.

Et ve süt gibi hayvansal besin maddelerinde lif bulunmaz ve bu ürünlerin hemen tamamı daha ince barsakta iken emilirler ve kalın barsağa ulaşabilecek fazla atık madde ihtiva etmezler. Meyva ve sebzeler lif bakımından zengindir ve fazlaca artık madde oluşmasına neden olurlar ve gaitanın barsaktan geçiş süresini kısaltırlar. Normalde kişinin günlük yiyecekleri 20-30 gram lif içermelidir. Bu miktar bir öğün sebze yemeği, salata ve bir öğün meyvada bulunan miktardır. Orta boy bir elmanın 3 gram lif içerdiği unutulmamalıdır.

Aşırı miktarda lifli besinler ile beslenmenin kalın barsakta uzamaya neden olduğu tahmin edilmektedir. Zira, uzun kalın barsağın neden olarak itham edildiği barsak düğümlenmesine (volvulus) fazla lif ile beslenme alışkanlığı olan ortadoğu ve güney asya toplumlarında daha az lif ile beslenme alışkanlığı olan batı toplumlarına göre daha sık rastlanmaktadır.
1.7 Kabızlık kalın barsak kanserine neden olur mu?

Kalın barsak kanserleri toplumda en sık görülen sindirim sistemi kanseridir ve kanser hastalığının neden olduğu ölümlerde 3’üncü sırada bulunmaktadır. Bulunduğu yere göre şikayetlere neden olur. Genellikle kalın barsağın ilk kısmında bulunan kanser kansızlık, orta ve sona yakın kısımda bulunan kanser kabızlık ve şişkinlik şeklinde ve son kısmında bulunanlar kanama şeklinde şikayetlere neden olurlar. Kanser hastalığının hücresel yapısı ve büyüme özelliğine göre, bu şikayetlerin süresi ve şiddetinde değişiklikler görülebilir. Kalın barsağın orta ve son kısmında oluşan kanser hastalığı kabızlığa neden olabilmesine karşın, kabızlık şikayetleri olan kişilerde kanser hastalığının daha sık görülmesi hakkında hiçbir somut delil bulunmamaktadır. Yani kabızlık kanser hastalığı sıklığını artırmaz.

Son yıllarda sürdürülen çalışmalar lifli besinler ile beslenenlerde kalın barsak kanser hastalığının daha az sıklıkla görüldüğünü kanıtlamıştır. Lifli besinler aynı zamanda kabızlığın ortaya çıkma ihtimalini de azaltırlar. Zira lifler kalın barsak içinde yumuşak bir kitle oluşturur ve kalın barsak hareketlerinin daha düzenli olmasını, salgı bezlerinin ve koruma sistemlerinin daha iyi çalışmasını sağlar.



4 Yorum yapılmış “kabızlıktan kurtulma,kabızlık neden olur,kabızlık tedavisi”

  1. seda says:

    iyi gunler benim de kabizlik sorunum oluyor doktora gittim amma ilac verdi cok fayda etmiyor karnim cok sisiyor kabizlitan dolayi bunun yuzundan 2 haftada 3 kilo aldim ne yapabilirim acaba . korkuyorum da baska hastaliga yol acar diye cunku yasim 16 dalik

  2. selda says:

    5 yaşında oglum doğdugundan beridir kabızlık cekiyor 7-8 günde bir çok sert ve büyük kaka yapıyor tuvalete oturmaya korkuyor artık nedeni nedir acıklarsanız sevinirim.

  3. arzu says:

    2 yaşında bir kızım var 1 hafta ve daha uzun süre kabızlık çekiyor nasıl giderebilirim?

  4. neriman says:

    3 yaşındaki oğlum 2,5 yaşına kadar günde 1 kere bazen de 2 kere olmak üzere kakasını normal bir şekilde yapıyordu.bu yaz ne olduysa birden 6 gün kaka yapamadı ve sonrasında çok ağrılı olarak kan ter içinde ve çok katı olarak yaptı doktorumuz bize dupalac ve debridat verdi bir süre kullandık düzelir gbi oldu şimdilerde sorun tekrar başladı doktorumuza danışarak tekrar dupalac vermeye başladım ama bu seferde hem bir işe yaramıyor hem de gece yarısı hiç yapmazdı 2 keredir ağlayarak kakasını yapmış olarak kalkıyor doktoruumuz biraz uzak olduğu için şimdilik sizden ricam bir çare varmı acaba belirtmeniz .bu arada dışkı tahlili de yaptırdık ama herşey normal çıktı.pazartesi doktora gitmeyi düşünüyoruz artık .aydınlatırsanız çok sevinirim saygılarımla

Yorum Yapın