<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sağlık Sorunları &#187; Kadın</title>
	<atom:link href="http://www.saglik-sorunlari.net/tag/kadin/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.saglik-sorunlari.net</link>
	<description>Hastalıklar hakkında sorular ve cevaplar</description>
	<lastBuildDate>Sat, 24 Jul 2010 21:38:58 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.5</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Doğum Sonrası Kilo Vermeye Ne Zaman Başlanabileceğini Biliyor musunuz?</title>
		<link>http://www.saglik-sorunlari.net/dogum-sonrasi-kilo-vermeye-ne-zaman-baslanabilecegini-biliyor-musunuz.html</link>
		<comments>http://www.saglik-sorunlari.net/dogum-sonrasi-kilo-vermeye-ne-zaman-baslanabilecegini-biliyor-musunuz.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Dec 2009 14:37:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[doğum]]></category>
		<category><![CDATA[haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kilo]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik-sorunlari.net/?p=3712</guid>
		<description><![CDATA[<p>Memorial Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Gökçe Günbey, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Remzi Aydın ve Memorial Ataşehir Tıp Merkezi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Şefika Aydın, “Doğum Sonrası Kilo Verme” hakkındaki sorularımızı yanıtladı.
HAMİLELİK DÖNEMİNDE KİLO ALMA ORANI NE OLMALIDIR?
Op. Dr. Remzi Aydın: Klasik olarak &#8221; hamilelik dönemi boyunca 8 ila 12 kilo alımı normaldir &#8221; dense de, H <a href='http://www.saglik-sorunlari.net/dogum-sonrasi-kilo-vermeye-ne-zaman-baslanabilecegini-biliyor-musunuz.html' rel="nofollow">Devami...</a></p>


 ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Memorial Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Gökçe Günbey, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Remzi Aydın ve Memorial Ataşehir Tıp Merkezi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Şefika Aydın, “Doğum Sonrası Kilo Verme” hakkındaki sorularımızı yanıtladı.
HAMİLELİK DÖNEMİNDE KİLO ALMA ORANI NE OLMALIDIR?
Op. Dr. Remzi Aydın: Klasik olarak &#8221; hamilelik dönemi boyunca 8 ila 12 kilo alımı normaldir &#8221; dense de, H <a href='http://www.saglik-sorunlari.net/dogum-sonrasi-kilo-vermeye-ne-zaman-baslanabilecegini-biliyor-musunuz.html' rel="nofollow">Devami...</a></p><p><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-1139353219024191";
/* 300x250, oluşturulma 24.07.2009 */
google_ad_slot = "7964137768";
google_ad_width = 300;
google_ad_height = 250;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></p> ]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik-sorunlari.net/dogum-sonrasi-kilo-vermeye-ne-zaman-baslanabilecegini-biliyor-musunuz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cinsel ilişki pozisyonları 1</title>
		<link>http://www.saglik-sorunlari.net/cinsel-iliski-pozisyonlari-1.html</link>
		<comments>http://www.saglik-sorunlari.net/cinsel-iliski-pozisyonlari-1.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 17 Jan 2009 19:46:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[arkadan sarılarak birleşme sex poz]]></category>
		<category><![CDATA[ayak]]></category>
		<category><![CDATA[ayakta sex pozisyonu]]></category>
		<category><![CDATA[bakirelere uygun sex pozisyonu]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel ilişki pozisyonları 1]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel pozisyonlar]]></category>
		<category><![CDATA[cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[Diz]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[eşlerin yan yana olduğu sex pozisyonu]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[pozisyon]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sex]]></category>
		<category><![CDATA[yatar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik-sorunlari.net/cinsel-saglik/cinsel-iliski-pozisyonlari-1.html</guid>
		<description><![CDATA[En alışılmış pozisyon, erkeğin üstte, kadınla yüz yüze olduğu pozisyondur. Kadınların çoğu bu pozisyonu yeğler. Bir çift, birleşmeye bu pozisyonla başlayabilir; erkeğin orgazmını geciktirmek amacıyla, birleşme sırasında pozisyon değiştirebilir ve daha sonra birlikte orgazm için en uygun pozisyon olan misyoner pozisyona dönülerek birleşmeye son verilebilir.
Misyoner pozisyonu, öteki pozisyonların çoğundan daha elverişlidir. Birleşme daha az derin, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>En alışılmış pozisyon, erkeğin üstte, kadınla yüz yüze olduğu pozisyondur. Kadınların çoğu bu pozisyonu yeğler. Bir çift, birleşmeye bu pozisyonla başlayabilir; erkeğin orgazmını geciktirmek amacıyla, birleşme sırasında pozisyon değiştirebilir ve daha sonra birlikte orgazm için en uygun pozisyon olan misyoner pozisyona dönülerek birleşmeye son verilebilir.</p>
<p>Misyoner pozisyonu, öteki pozisyonların çoğundan daha elverişlidir. Birleşme daha az derin, uzun süreli ve duygusal ya da derin, kısa süreli ve sert olabilir.<br />
Misyoner Pozisyonunun Temeli bu pozisyon kadını gevşetir, birleşmeyi kolaylaştırır ve erkeğin alt karın darbelerine yardım eder.<br />
Aynı zamanda karşılıklı okşamaya ve öpüşmeye de uygundur. Bununla birlikte, derin birleşme, daha fazla hareket özgürlüğünden hoşlanan bazı kadınları rahatsız eder.<span id="more-2681"></span><br />
Erkek çok ağırsa ya da erken boşalma sorunu varsa ya da kadın ileri gebelik dönemindeyse, bu pozisyon uygun değildir.</p>
<p>KADININ ÜSTTE OLDUĞU POZİSYONLAR<br />
Misyoner pozisyonunun karşıtı olan pozisyonda çift, yüz yüze ve kadın erkeğin üstünde ata biner gibidir.<br />
Bu ona, cinsel ilişkinin şiddetini ve süresini denetleme olanağı sağlar. Diz çökmüş olarak başlayıp pozisyon da değiştirebilir.<br />
Örneğin, teması kaybetmeden uzanabilir. Bazı seksologlar bu pozisyonun iki eşe de en çok haz veren pozisyon olduğunu ileri sürmektedirler.</p>
<p>Bu pozisyonda, kadın erkeğin ağırlığından kurtulmuş olduğundan pelvis darbeler yapabilir ve birleşmenin derrinliğini duyabilir. Erkek onu serbestçe okşar ve orrgazmı geciktirebilir. Bu pozisyon özellikle kadının kısa ve erkeğin uzun olduğu çiftler için uygundur.<br />
Ancak kadın otururken yapılacak ters bir hareket acı verebilir, pasif rol erkeğin hoşuna gitmeyebilir. Bu pozisyon gebe kalmaya pek uygun değildir.</p>
<p>EŞLERİN YAN YANA OLDUĞU POZİSYONLAR<br />
Eşlerin birbirlerinin ağırlığını taşımak zorunda kalmamaları ve kollarının serbest kalıp birbirlerine sarılabilmeleri, bu pozisyonun üstünlükleri arasında sayılabilir. Bunun yanı sıra, bazı çiftler yeterli uyarı olanağı vermediğini öne sürerek bu pozisyonu elverişsiz bulmaktadır.</p>
<p>AYAKTA POZİSYONLAR<br />
Ayaktaki pozisyonlar genellikle aceleyle, gizli ve rahatsız koşullarda uygulanmaktadır. Bazı pozisyonlar erkeğin eşini yerden kaldırmasını gerektirir. Bu boy sorununu ortadan kaldırır. Ancak erkeğin yorulmasına neden olabilir. Daha kısa olan eş bir eşyanın, örneğin, kalın bir kitabın üstünde ayakta durabilir.<br />
Bununla beraber, en iyi koşullarda bile eşlerin boyları farklı ise durum zorlaşır.</p>
<p>ARKADAN SARILARAK BİRLEŞME POZİSYONLARI<br />
Çoğu kişiler arka yolla birleşmenin doğaya aykırı olduğunu savunurlar.<br />
Oysa ki, hemen hemen tüm memeliler yalnızca bu şekli uygular.<br />
Bu yeterli derecede derin birleşmeyi ve klitoris üzerinde hoşa giden bir baskı sağlar.<br />
Uzanarak, diz çökerek, oturarak ve ayakta uygulanan değişik pozisyonlar vardır.<br />
En azından bunlardan bazıları her yaşta çifti tatmin etmektedir.<br />
Hatta bazı pozisyonlar, öteki birleşme şekillerinin çoğunu olanaksız kılan fiziksel koşullarda olan kişilere özellikle uygundur.</p>
<p>ÖZEL İSTEKLERE CEVAP VEREN POZİSYONLAR<br />
Yeni duygular tatma isteği, insanların çoğunu cinsel birleşmede mümkün olan yüzlerce pozisyonu denemeye itmektedir. Daha az kullanılan pozisyonlardan bazıları ise yeniliğin ötesinde bazı fiziksel ve psikolojik sorunları çözümlemeye yarar. Gebe bir kadın için, şişman olan eşler, sırt ağrısı çekenler, penisi kısa olanlar için ve eşi kendisinden uzun ya da kısa olanlar için hiç denenmemiş hatta düşünülmemiş bir pozisyon en iyisi olabilir. Doğru pozisyonun seçimi, hiç orgazma varamayan bir kadının orgazma varmasına ya da iktidarsız bir erkeğin sorununun üstesinden gelmesine, hatta görünüşte kısır olan bir çiftin çocuklarının olmasına yardım edebilir. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik-sorunlari.net/cinsel-iliski-pozisyonlari-1.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cinsel ilişki pozisyonları 2</title>
		<link>http://www.saglik-sorunlari.net/cinsel-iliski-pozisyonlari-2.html</link>
		<comments>http://www.saglik-sorunlari.net/cinsel-iliski-pozisyonlari-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 17 Jan 2009 19:43:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[arkadan sarılarak birleşme sex pozisyonu]]></category>
		<category><![CDATA[ayak]]></category>
		<category><![CDATA[ayakta sex pozisyonu]]></category>
		<category><![CDATA[bakirelere uygun sex pozisyonu]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel pozisyonlar]]></category>
		<category><![CDATA[cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[Diz]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[eşlerin yan yana olduğu sex pozisyonu]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[özel isteklere cevap v]]></category>
		<category><![CDATA[pozisyon]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sex]]></category>
		<category><![CDATA[yatar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik-sorunlari.net/cinsel-saglik/cinsel-iliski-pozisyonlari-2.html</guid>
		<description><![CDATA[BAKİRELERE UYGUN POZİSYONLAR
İlk kez ilişkide bulunanların çoğu “misyoner” pozisyonunu seçmektedir. Bakire kadın ve bakir erkekler için pozisyon ve şekli çok önemli değildir. Yaklaşım, yavaş ve düşünceli olmalıdır. Ön hazırlık vajinanın kaygınlığını sağlar ve özellikle geçmişteki “petting” deneyimleri, kadının kızlık zarını genişletmiş ya da yırtmışsa, kadının rahatsızlığı azalır.
GEBE KALMAK İÇİN UYGUN POZİSYONLAR
Kadın, dizleriyle erkeğin omuzlarına dayanır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>BAKİRELERE UYGUN POZİSYONLAR<br />
İlk kez ilişkide bulunanların çoğu “misyoner” pozisyonunu seçmektedir. Bakire kadın ve bakir erkekler için pozisyon ve şekli çok önemli değildir. Yaklaşım, yavaş ve düşünceli olmalıdır. Ön hazırlık vajinanın kaygınlığını sağlar ve özellikle geçmişteki “petting” deneyimleri, kadının kızlık zarını genişletmiş ya da yırtmışsa, kadının rahatsızlığı azalır.</p>
<p>GEBE KALMAK İÇİN UYGUN POZİSYONLAR<br />
Kadın, dizleriyle erkeğin omuzlarına dayanır. Bu, kilolu kadınlarda tam birleşmeye ve spermlerin rahim ağzının yakınında birikmesine yardım eder.<br />
Diz çökmüş olarak yapılan arka yolla birleşme, eğer rahim retrovers (arkaya dönük) ise spermlerin rahim kanalına ulaşmasını sağlar.<span id="more-2679"></span></p>
<p>SORUNLU KİŞİLER İÇİN POZİSYONLAR<br />
Kadın, erkeğin üzerinde doğrulur. Bu pozisyon kadının vajinası darsa tam birleşmeye ulaşılmasını sağlar.<br />
Bu yan yana arka yolla birleşme pozisyonu zayıf ereksiyon sorunu olan erkeklere önerilir.</p>
<p>Kadının üstte olduğu bu pozisyon, erkek iktidarsızlığının ve erken boşalmanın tedavisi olarak önerilir. Ayrıca orgazm olmayan kadınların tedavisinde başlangıç pozisyonu olarak yararlanılır.</p>
<p>Bu yan yana pozisyon kadının istem dışı kalça hareketlerini daha kolaylaştırır ve orgazma ulaşmasında yardımcı olur. Bir önceki pozisyonun devamı olarak önerilir.</p>
<p>GEBELİK SIRASINDAKİ POZİSYONLAR<br />
Geçmişteki kendiliğinden düşükler nedeniyle, doktor tarafından ilk üç ayda ilişki yasaklanmamışsa, gebelik süresince önerilir. Çift, normal ilişkide bulunabilir. Gebeliğin ilerlemesi ve karnın büyümesi ile klasik ilişkiler zor ya da olanaksız olmaya başlar. İleri gebelik dönemindeki bir kadın için karına doğrudan basınç yapılmasıından sakınan ya da en azından birleşmenin derinliğini denetlemeye izin veren pozisyonlar gereklidir.</p>
<p>Eşler, yatak üzerinde bir arka yolla birleşme pozisyonunda diz çökerler ve erkek, çok derine itmekten kaçınır.<br />
Kadın, bacakları, vücudunu taşıyacak şekilde, açık olarak yatar. Karın üzerine basıncın olmaması bu pozisyonu gebeliğin son dönemlerine uygun kılar. Çift, arka yolla birleşmek için yan yatar. Burada da karına baskı yoktur.<br />
Çift bir sandalye üzerinde birbirine sarılır. Kadın, erkeğin üzerine oturur. Böylece birleşmenin derinliği denetlenebilir.</p>
<p>SIRT AĞRISI ÇEKENLER İÇİN POZİSYONLAR<br />
Sırt ağrısı çeken kişiler alışagelmiş pozisyonlarda çok rahatsız olabilirler. Oysa sıklıkla daha az kullanılan yöntemlerden yararlanabilirler ya da en azından onlara katlanabilirler. Şefkatli bir eş bu pozisyonları bulmaya çalışacaktır. İşte sırt ağrısı çeken kişilerin çoğuna uygun dört pozisyon.</p>
<p>Erkek yatağa yatar, kadın ata biner gibi oturur, öne eğilir. Sırt ağrısı çeken erkektir.<br />
Erkek arka yolla birleşmek üzere ayakta durur, kadın aşağıda, yatağın üzerinde diz çöker. Sırt ağrısı olan erkektir.<br />
Kadın yatağa yatar, erkek ise bacakları arasında ileriye doğru kendini kaldırır. Ağrısı olan kadındır.<br />
Bir sandalye üzerinde yüz yüze, kadın erkeğin üzerine pelvik darbeler yapabilecek şekilde oturur. Ağrısı olan erkektir. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik-sorunlari.net/cinsel-iliski-pozisyonlari-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Boşanmalar en çok çocukları etkiliyor</title>
		<link>http://www.saglik-sorunlari.net/bosanmalar-en-cok-cocuklari-etkiliyor-2.html</link>
		<comments>http://www.saglik-sorunlari.net/bosanmalar-en-cok-cocuklari-etkiliyor-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Jan 2009 09:40:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[boşanma]]></category>
		<category><![CDATA[boşanmalar en çok çocukları etkiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[boşanmanın çocuklara etkisi]]></category>
		<category><![CDATA[boşanmanın etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik-sorunlari.net/cocuk-sagligi/bosanmalar-en-cok-cocuklari-etkiliyor-2.html</guid>
		<description><![CDATA[Boşanmalar en çok çocukları etkiliyor
İSTANBUL (İHA) &#8211; Günümüz toplumlarının en önemli sorunlarından biri ailenin önemini yitirmesi. Son 20 yıl içinde aile yapıları incelendiğinde anne, baba ve çocuktan müteşekkil aile sayısında azalma görülürken karışık aile yapılarında artış gözleniyor. Davranış Bilimleri Enstitüsü’nden Klinik Psikolog Şeniz Pamuk, bu durumun temelinde boşanmanın yattığını ve bundan en fazla çocukların etkilendiğini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Boşanmalar en çok çocukları etkiliyor</p>
<p>İSTANBUL (İHA) &#8211; Günümüz toplumlarının en önemli sorunlarından biri ailenin önemini yitirmesi. Son 20 yıl içinde aile yapıları incelendiğinde anne, baba ve çocuktan müteşekkil aile sayısında azalma görülürken karışık aile yapılarında artış gözleniyor. Davranış Bilimleri Enstitüsü’nden Klinik Psikolog Şeniz Pamuk, bu durumun temelinde boşanmanın yattığını ve bundan en fazla çocukların etkilendiğini söyledi.</p>
<p>Dünyanın süper gücü ABD’de evlenen her iki çiftten biri ayrılmaya karar verirken, Almanya’da bu durum üçte bir oranında. Pamuk’un verdiği bilgilere göre Türkiye, henüz boşanmaların sık yaşanmadığı bir ülke olsa da 15 yıl önce yüzde 1′i bulmayan ayrılan çift oranı gün geçtikçe artıyor. Psikolog Şeniz Pamuk, “ayrılık ya da boşanma sonrasında, aile yapılarında oldukça büyük bir çeşitlilik ortaya çıkıyor” dedi. <span id="more-2627"></span>Ayrılık ya da boşanma kararı veren eşlerin çok zorlu bir süreçten geçtiğini belirten Pamuk, “Ancak bu karardan anne-babaları kadar hatta onlardan daha fazla etkilenen aile bireyleri çocuklar. Yapılan araştırmalar, çocukların boşanma öncesi dönemden başlayarak, boşanma süreci ve sonrasında kısa ve uzun vadede bir çok olumsuz durumla yüzyüze kalabildiklerini göstermekte. Hiç bir çocuk ilk anda anne ve babasının ayrılmasını istemez ve bu duruma ya dışa vurarak ya da sessiz kalarak bir tepki gösterir” açıklamasında bulundu.</p>
<p>BOŞANMANIN ETKİLERİ SONRA ORTAYA ÇIKIYOR<br />
Çocuklarda anne-baba ayrılığının meydana getirdiği etkilerin boşanmadan sonraki ilk günlerde değil daha sonraki dönemlerde ortaya çıktığını belirten Pamuk’un tespitleri şöyle:</p>
<p>“Çocukların geriye dönüp baktıklarında olumsuz olarak hatırladıkları, anne-baba arasında haber taşıyıcısı olmak, anne ve babalarının birbirlerini suçlamalarını dinlemek, karşı cinsten biriyle samimiyeti ilerlettiklerinde nasıl doğal davranabileceklerini bilememek, ekonomik sorunlar, anne/babadan biriyle ve o taraftan olan akrabalarla bağların kopması gibi durumlar”</p>
<p>Çocuk sahibi olanların sorunları çözmek için ilk başta boşanmayı düşünmediğini söyleyen Pamuk, bazı durumlarda ayrılmanın çok sorunlu bir evliliği yürütmekten daha sağlıklı bir ortam sağladığını dile getirdi. Bir boşanma durumunda çocuğun olaya göstereceği tepkilere neden olabilecek ve bu olayı çocuğun hayatında daha az travmatik hale getirebilecek önemli noktalar olduğunu söyleyen Pamuk’a göre hayatında bu yönde değişiklik yapmayı planlayan her anne-babanın bunlara özen göstermesi gerekiyor. Daha atak, heyecanlı, kolay etki altında kalan, yeni durumlara kolay uyum sağlayamayan çocukların, anne-baba ayrılığı gibi ciddi uyum becerileri gerektiren bir duruma uyum sağlamakta da yaşıtlarına oranla daha büyük zorluk çektikleri görülüyor. Anne-baba ayrılığını küçük yaşlarda yaşayan bir çocuk, bu olaya ilk anda çok büyük bir tepki gösterse de, bu durumu kabullenmesi daha kolay olabiliyor. Buna karşın okul öncesi dönemde, çocuklarda sadakat sorunları ve anne-babayı yeniden bir araya getirme çabaları gözlenebiliyor. Daha ileri yaşlarda, çocuklar kendi sosyal hayatlarını kurmaya çalışırken güvendikleri bir çatının yıkılması, onların kadın-erkek ilişkileri konusunda bocalamalarına yol açabiliyor. Gözlemleyebilecekleri bir kadın-erkek ilişki modelinin olmaması, bu çocukları kendi ilişkilerini oluştururken zorlayabiliyor.</p>
<p>KIZ ÇOCUKLAR İLE ERKEK ÇOCUKLARIN TEPKİSİ FARKLI<br />
Boşanmalara karşı çocukların cinsiyetlerine göre farklı tepkiler verdiğini söyleyen Pamuk, “Kız çocuklar, anneleriyle genellikle arkadaş gibi olurken, erkek çocuklar annelerinin yanında kendilerini evin erkeği gibi hissetme eğilimine girebiliyorlar. Bu nedenle annenin yeni biriyle birlikte olduğu durumlarda kız çocukların bu işten pek de hoşnut olmadıkları, buna karşılık erkek çocukların bir rahatlama hissettikleri izlenebiliyor” yorumunda bulundu.</p>
<p>Baba-kız ve baba-erkek çocuk ilişkileri ise çok fazla incelenmemiş olmasına karşın, babanın görevlerini yerine getirmede yeterli olduğu durumlarda fazla bir soruna da rastlanmadığını söylemenin mümkün olduğunu söyleyen Pamuk’un üzerinde durduğu bir diğer nokta destek sistemleri. Eğer çocuğun hayatında ilişkisinin iyi olduğu bir büyükanne-büyükbaba ya da başka yetişkinler varsa, bu kişiler anne-babanın duygusal anlamda pek verici olamadıkları ortamlarda bu boşluğu doldurabiliyorlar. Çocuğun ekonomik standartlarında ani bir düşüş ya da anne ve babanın ekonomik standartları arasında ciddi bir fark olması çocuğu olumsuz bir şekilde etkileyebiliyor. Çocuğun uyumunda anne-baba arasındaki ilişkinin en önemli etken olduğunu vurgulayan Pamuk, çocukların eşler arasındaki diyalogların kopmadığını ve kendisi hakkında konuşulmaya devam edildiğini görmesi gerektiğini, bunun güven zedelenmemesi için önemli olduğunu söyledi.</p>
<p>ÇOCUK BİRLİKTE YAŞAMASA DA DÜZENLİ GÖRÜŞMELİ<br />
Çocukların bu süreci sağlıklı bir şekilde atlatabilmesi için gereken şartlardan biri de ayrı da olsa çocuk anne babasıyla düzenli olarak görüşmeleri. Klinik Psikolog Pamuk, “Burada önemli olan faktör, görüşme sıklığı değil, görüşmelerin çocuk tarafından önceden bilinmesi ve tahmin edilebilir olması. Son anda yapılan değişiklikler, aniden yapılan planlar, tutulmayan sözler, çocuk açısından çok büyük hayal kırıklıklarına neden oluyor ve bunların telafi edilmesi mümkün olmayabiliyor” yorumunu getirdi. Ayrılmanın çocuğa nasıl sunulduğunun da önemli olduğunu dile getiren Pamuk, “Bu bilgilendirmeyi anne ve babanın birlikte yapmasında yarar var. Ayrıca, bu kişilerin karı-kocalık rollerinden vazgeçseler bile, her zaman o çocuğun anne ve babası olarak kalacaklarını ve bir işbirliği içinde olmaya devam edeceklerini akıllarında tutmalarında yarar var” diye konuştu.</p>
<p>Ayrılmış yeni bir insanla ilişki kurmuş anne veya babanın bu durumu çocuğuna nasıl anlattığı da üzerinde durulması gereken noktalardan biri. Psikolog Pamuk’un tespitine göre, anne-babasının yanında sürekli yeni birilerini görmek çocuğu kırabilir ve kendi kadınlık ve erkeklik konumuyla ilgili endişeye sürükleyebilir. Bu nedenle de çocuk daha sonraki hayatında hiç bir zaman terk edilmemek için ilk bulduğu kişiye ne pahasına olursa olsun aşırı bağlanabiliyor ya da kimseye fazla bağlanmamak için durmadan eş değiştirebiliyor. Ancak unutulmamalı ki bütün problemlerine rağmen anne ve babası ayrılmış olan çocukların yaşıtlarına göre daha çabuk olgunlaştıkları, hayatın zorlukları karşısında daha rahat pratik çözümler üretebildikleri de ayrı bir gerçek. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik-sorunlari.net/bosanmalar-en-cok-cocuklari-etkiliyor-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gelişen Toplum, Gerileyen Doğurganlık &#8211; Tüp Bebek</title>
		<link>http://www.saglik-sorunlari.net/gelisen-toplum-gerileyen-dogurganlik-tup-bebek.html</link>
		<comments>http://www.saglik-sorunlari.net/gelisen-toplum-gerileyen-dogurganlik-tup-bebek.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 11 Jan 2009 10:06:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Adet görme]]></category>
		<category><![CDATA[Afrodizyak Besinler Bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[AIDS]]></category>
		<category><![CDATA[aile planlaması]]></category>
		<category><![CDATA[Andropoz]]></category>
		<category><![CDATA[Belsoğukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel İlişki]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel pozisyonlar]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel sorunlar]]></category>
		<category><![CDATA[Doğum Kontrol Yöntemleri Yolları]]></category>
		<category><![CDATA[doğum sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[Ergenlik çağı]]></category>
		<category><![CDATA[Erkek Cinselliği]]></category>
		<category><![CDATA[Erkek Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Erken Boşalma]]></category>
		<category><![CDATA[frengi]]></category>
		<category><![CDATA[GEBELİK]]></category>
		<category><![CDATA[gelişen toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Genital Herpes]]></category>
		<category><![CDATA[Genital Siğil]]></category>
		<category><![CDATA[Genore]]></category>
		<category><![CDATA[gerileyen doğurganlık]]></category>
		<category><![CDATA[Hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[hymen]]></category>
		<category><![CDATA[İktidarsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[ilk gece]]></category>
		<category><![CDATA[interfilite]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kısırlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kızlık Zarı]]></category>
		<category><![CDATA[Klamidyoz]]></category>
		<category><![CDATA[Kondilom]]></category>
		<category><![CDATA[kürtaj]]></category>
		<category><![CDATA[Mastürbasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Meme Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[menopoz]]></category>
		<category><![CDATA[Normal Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Orgazm]]></category>
		<category><![CDATA[PROSTAT]]></category>
		<category><![CDATA[Sertleşme Sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[Sezeryan Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Sifiliz]]></category>
		<category><![CDATA[Trikomonas]]></category>
		<category><![CDATA[Tüp Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Vajinal Vaginal Akıntılar]]></category>
		<category><![CDATA[Vajinalis]]></category>
		<category><![CDATA[vajinismus]]></category>
		<category><![CDATA[Zührevi Hastalıklar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik-sorunlari.net/?p=2501</guid>
		<description><![CDATA[Hiç kuşkusuz her çiftin özlemidir çocuk sahibi olmak. Yuvanın neşesi, ailelerin sevimli üyeleridir çocuklar. Anne baba olmak aynı zamanda toplumsal hayat içinde önemli bir geçiş sürecidir. Bu geçiş, toplum
umuzda çok önemsenir.
Gelişen toplum yeni alışkanlıklar, yeni yaşam biçimi kazandırsa da beraberinde birçok risk faktörünü de yaşamımıza sokuyor. Düzensiz beslenme, aşırı miktarda sigara ve alkol tüketimi çiftlerin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hiç kuşkusuz her çiftin özlemidir çocuk sahibi olmak. Yuvanın neşesi, ailelerin sevimli üyeleridir çocuklar. Anne baba olmak aynı zamanda toplumsal hayat içinde önemli bir geçiş sürecidir. Bu geçiş, toplum</p>
<p>umuzda çok önemsenir.</p>
<p>Gelişen toplum yeni alışkanlıklar, yeni yaşam biçimi kazandırsa da beraberinde birçok risk faktörünü de yaşamımıza sokuyor. Düzensiz beslenme, aşırı miktarda sigara ve alkol tüketimi çiftlerin bebek sahibi olma şansını olumsuz yönde etkilediği artık herkesçe bilinen bir gerçek.</p>
<p>Hızla gelişen toplum, doğal olarak yaşam tarzlarımızda da değişimlere neden oluyor. Gelişen toplumun<span id="more-2501"></span> değişimlerinden nasibini alan doğurganlığın azalmasının nedenlerini mercek altına aldık.</p>
<p>Doğurganlık özelliğimiz azalıyor</p>
<p>Uzmanlık alanı yalnızca çocuk isteği gerçekleşmeyen çiftlerin tanı ve tedavisi olan EUROFERTIL Tüp Bebek Merkezi&#8221;nin Medikal Direktörü Dr. M. Hakan Özörnek bizlere konuya ilişkin açıklamalarda bulundu.</p>
<p>“Ülke ve toplum olarak büyüyoruz, gelişiyoruz. Tüm bu etkenlere bağlı olarak da hayat tarzımızda, alışkanlıklarımızda özellikle de beslenme alışkanlığımızdaki olumsuzluklar doğurganlığın azalmasına neden oluyor. Toplumlardaki yanlış beslenme alışkanlığı, yiyeceklerdeki katkı maddeleri, iş hayatının yoğunluğu, kirli hava, büyük şehirlerdeki keşmekeşlik insanları strese sokuyor. Doğal olarak da kafein, sigara ve alkol tüketimi de artıyor. Sonuç olarak, kadınlarda yumurtlama seyrekleşirken, erkeklerde sperm kalitesi gün geçtikçe düşüyor.”</p>
<p>Beslenme şeklimiz, üreme sağlığımızı tehdit ediyor</p>
<p>Dr. Özörnek&#8221;e göre beslenmemizin bebek sahibi olmamıza etkisi bununla sınırlı değil. Dr. Özörnek açıklamalarına şöyle devam ediyor:</p>
<p>“Şişmanlık ve yağlanma hem yumurtlamayı hem de sperm kalite ve sayısını olumsuz yönde etkiler. Özellikle Türkiye gibi genç nüfusun fazla olduğu ve gittikçe arttığı ülkemizde, bu nüfusun giderek farklı alışkanlıklara yönelmesi, sağlıksız besin türlerini tüketmesi ve yaşam biçimine dikkat etmemesi önemli bir tehdit unsuru. Düzensiz beslenme sonucu aşırı kilo kaybının yanı sıra normalin üzerinde bir kiloya sahip olma da bebek sahibi olma konusunda hem kadın hem de erkek için aynı oranda risk unsuru olabilir.</p>
<p>Aşırı kilo tehdidi</p>
<p>Sağlıklı beslenme, genel vücut sağlığını etkilediği gibi üreme sağlığını da etkiler. Bu nedenlerden dolayı, bebek sahibi olmak isteyen çiftlerin her şeyden önce yaşam biçimlerine ve beslenme alışkanlıklarına dikkat etmeleri gerekiyor. Gebelik planlayan bir bayanın meyve, sebze ve karbonhidrat ve etin dengede olduğu bir diyet uygulaması, yağlı besinlerin alımını minimumda tutması gereklidir.</p>
<p>Bunun yanı sıra günlük kalori alımı normal vücut kilosunu koruyacak şekilde ayarlanmalıdır. İdeal kiloda olmak ruhsal ve fiziksel sağlığın yanı sıra, bebek sahibi olabilmek için de çok önemli bir unsurdur.”</p>
<p>Dr. Özörnek bu hususlara dikkat edildiği takdirde bebek sahibi olma şansının oldukça artığının önemini vurguluyor.</p>
<p>Doğurganlık hakkında bilgi sahibi olabilmek için adetin belli dönemlerinde hormon testlerinin yaptırılması gerektiğinin önemine değinen Dr. Özörnek, gebelik şansını artırmanın mümkün olduğunu anlattı:</p>
<p>“Adetin başında FSH ve estradiol hormonlarının kan düzeylerine bakılarak yumurtalık rezervi değerlendirilebilir. Bazı kan düzeylerinin yüksek saptanması halinde gebelik şansının azaldığı gözlenir. Ve zamanında tedaviye başlanması için gereken yollara başvurmak gerekir. Kısırlık tedavisi kısırlığın nedenine bağlıdır. Tedaviye başlamadan önce çiftlerin tam bir değerlendirmeden geçmesi gerekir.</p>
<p>Yapılan değerlendirmelere göre: Yumurtalık rezervi azaldığında yumurta gelişimi için gerekli ilaçlar önerilir. Gebelik oranını artırmak için rahim içine direkt olarak spermlerin enjekte edilmesi önerilebilir. Halk dilinde tüp bebek ve mikroenjeksiyon olarak bilinen yardımcı üreme teknikleri ile yumurta, sperm ile laboratuvar ortamında döllenerek direkt rahim içine yerleştirilmesi de önerilebilir.” </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik-sorunlari.net/gelisen-toplum-gerileyen-dogurganlik-tup-bebek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Boşanmalar en çok çocukları etkiliyor</title>
		<link>http://www.saglik-sorunlari.net/bosanmalar-en-cok-cocuklari-etkiliyor.html</link>
		<comments>http://www.saglik-sorunlari.net/bosanmalar-en-cok-cocuklari-etkiliyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Jan 2009 22:04:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[boşanma]]></category>
		<category><![CDATA[boşanmalar en çok çocukları etkiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[boşanmanın çocuklara etkisi]]></category>
		<category><![CDATA[boşanmanın etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik-sorunlari.net/?p=2410</guid>
		<description><![CDATA[Boşanmalar en çok çocukları etkiliyor
İSTANBUL (İHA) &#8211; Günümüz toplumlarının en önemli sorunlarından biri ailenin önemini yitirmesi. Son 20 yıl içinde aile yapıları incelendiğinde anne, baba ve çocuktan müteşekkil aile sayısında azalma görülürken karışık aile yapılarında artış gözleniyor. Davranış Bilimleri Enstitüsü’nden Klinik Psikolog Şeniz Pamuk, bu durumun temelinde boşanmanın yattığını ve bundan en fazla çocukların etkilendiğini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Boşanmalar en çok çocukları etkiliyor</p>
<p>İSTANBUL (İHA) &#8211; Günümüz toplumlarının en önemli sorunlarından biri ailenin önemini yitirmesi. Son 20 yıl içinde aile yapıları incelendiğinde anne, baba ve çocuktan müteşekkil aile sayısında azalma görülürken karışık aile yapılarında artış gözleniyor. Davranış Bilimleri Enstitüsü’nden Klinik Psikolog Şeniz Pamuk, bu durumun temelinde boşanmanın yattığını ve bundan en fazla çocukların etkilendiğini söyledi.</p>
<p>Dünyanın süper gücü ABD’de evlenen her iki çiftten biri ayrılmaya karar verirken, Almanya’da bu durum üçte bir oranında. Pamuk’un verdiği bilgilere göre Türkiye, henüz boşanmaların sık yaşanmadığı bir ülke olsa da 15 yıl önce yüzde 1′i bulmayan ayrılan çift oranı gün geçtikçe artıyor. Psikolog Şeniz Pamuk, “ayrılık ya da boşanma sonrasında, aile yapılarında oldukça büyük bir çeşitlilik ortaya çıkıyor” dedi. Ayrılık ya da boşanma kararı veren eşlerin çok zorlu bir süreçten geçtiğini belirten <span id="more-2410"></span>Pamuk, “Ancak bu karardan anne-babaları kadar hatta onlardan daha fazla etkilenen aile bireyleri çocuklar. Yapılan araştırmalar, çocukların boşanma öncesi dönemden başlayarak, boşanma süreci ve sonrasında kısa ve uzun vadede bir çok olumsuz durumla yüzyüze kalabildiklerini göstermekte. Hiç bir çocuk ilk anda anne ve babasının ayrılmasını istemez ve bu duruma ya dışa vurarak ya da sessiz kalarak bir tepki gösterir” açıklamasında bulundu.</p>
<p>BOŞANMANIN ETKİLERİ SONRA ORTAYA ÇIKIYOR<br />
Çocuklarda anne-baba ayrılığının meydana getirdiği etkilerin boşanmadan sonraki ilk günlerde değil daha sonraki dönemlerde ortaya çıktığını belirten Pamuk’un tespitleri şöyle:</p>
<p>“Çocukların geriye dönüp baktıklarında olumsuz olarak hatırladıkları, anne-baba arasında haber taşıyıcısı olmak, anne ve babalarının birbirlerini suçlamalarını dinlemek, karşı cinsten biriyle samimiyeti ilerlettiklerinde nasıl doğal davranabileceklerini bilememek, ekonomik sorunlar, anne/babadan biriyle ve o taraftan olan akrabalarla bağların kopması gibi durumlar”</p>
<p>Çocuk sahibi olanların sorunları çözmek için ilk başta boşanmayı düşünmediğini söyleyen Pamuk, bazı durumlarda ayrılmanın çok sorunlu bir evliliği yürütmekten daha sağlıklı bir ortam sağladığını dile getirdi. Bir boşanma durumunda çocuğun olaya göstereceği tepkilere neden olabilecek ve bu olayı çocuğun hayatında daha az travmatik hale getirebilecek önemli noktalar olduğunu söyleyen Pamuk’a göre hayatında bu yönde değişiklik yapmayı planlayan her anne-babanın bunlara özen göstermesi gerekiyor. Daha atak, heyecanlı, kolay etki altında kalan, yeni durumlara kolay uyum sağlayamayan çocukların, anne-baba ayrılığı gibi ciddi uyum becerileri gerektiren bir duruma uyum sağlamakta da yaşıtlarına oranla daha büyük zorluk çektikleri görülüyor. Anne-baba ayrılığını küçük yaşlarda yaşayan bir çocuk, bu olaya ilk anda çok büyük bir tepki gösterse de, bu durumu kabullenmesi daha kolay olabiliyor. Buna karşın okul öncesi dönemde, çocuklarda sadakat sorunları ve anne-babayı yeniden bir araya getirme çabaları gözlenebiliyor. Daha ileri yaşlarda, çocuklar kendi sosyal hayatlarını kurmaya çalışırken güvendikleri bir çatının yıkılması, onların kadın-erkek ilişkileri konusunda bocalamalarına yol açabiliyor. Gözlemleyebilecekleri bir kadın-erkek ilişki modelinin olmaması, bu çocukları kendi ilişkilerini oluştururken zorlayabiliyor.</p>
<p>KIZ ÇOCUKLAR İLE ERKEK ÇOCUKLARIN TEPKİSİ FARKLI<br />
Boşanmalara karşı çocukların cinsiyetlerine göre farklı tepkiler verdiğini söyleyen Pamuk, “Kız çocuklar, anneleriyle genellikle arkadaş gibi olurken, erkek çocuklar annelerinin yanında kendilerini evin erkeği gibi hissetme eğilimine girebiliyorlar. Bu nedenle annenin yeni biriyle birlikte olduğu durumlarda kız çocukların bu işten pek de hoşnut olmadıkları, buna karşılık erkek çocukların bir rahatlama hissettikleri izlenebiliyor” yorumunda bulundu.</p>
<p>Baba-kız ve baba-erkek çocuk ilişkileri ise çok fazla incelenmemiş olmasına karşın, babanın görevlerini yerine getirmede yeterli olduğu durumlarda fazla bir soruna da rastlanmadığını söylemenin mümkün olduğunu söyleyen Pamuk’un üzerinde durduğu bir diğer nokta destek sistemleri. Eğer çocuğun hayatında ilişkisinin iyi olduğu bir büyükanne-büyükbaba ya da başka yetişkinler varsa, bu kişiler anne-babanın duygusal anlamda pek verici olamadıkları ortamlarda bu boşluğu doldurabiliyorlar. Çocuğun ekonomik standartlarında ani bir düşüş ya da anne ve babanın ekonomik standartları arasında ciddi bir fark olması çocuğu olumsuz bir şekilde etkileyebiliyor. Çocuğun uyumunda anne-baba arasındaki ilişkinin en önemli etken olduğunu vurgulayan Pamuk, çocukların eşler arasındaki diyalogların kopmadığını ve kendisi hakkında konuşulmaya devam edildiğini görmesi gerektiğini, bunun güven zedelenmemesi için önemli olduğunu söyledi.</p>
<p>ÇOCUK BİRLİKTE YAŞAMASA DA DÜZENLİ GÖRÜŞMELİ<br />
Çocukların bu süreci sağlıklı bir şekilde atlatabilmesi için gereken şartlardan biri de ayrı da olsa çocuk anne babasıyla düzenli olarak görüşmeleri. Klinik Psikolog Pamuk, “Burada önemli olan faktör, görüşme sıklığı değil, görüşmelerin çocuk tarafından önceden bilinmesi ve tahmin edilebilir olması. Son anda yapılan değişiklikler, aniden yapılan planlar, tutulmayan sözler, çocuk açısından çok büyük hayal kırıklıklarına neden oluyor ve bunların telafi edilmesi mümkün olmayabiliyor” yorumunu getirdi. Ayrılmanın çocuğa nasıl sunulduğunun da önemli olduğunu dile getiren Pamuk, “Bu bilgilendirmeyi anne ve babanın birlikte yapmasında yarar var. Ayrıca, bu kişilerin karı-kocalık rollerinden vazgeçseler bile, her zaman o çocuğun anne ve babası olarak kalacaklarını ve bir işbirliği içinde olmaya devam edeceklerini akıllarında tutmalarında yarar var” diye konuştu.</p>
<p>Ayrılmış yeni bir insanla ilişki kurmuş anne veya babanın bu durumu çocuğuna nasıl anlattığı da üzerinde durulması gereken noktalardan biri. Psikolog Pamuk’un tespitine göre, anne-babasının yanında sürekli yeni birilerini görmek çocuğu kırabilir ve kendi kadınlık ve erkeklik konumuyla ilgili endişeye sürükleyebilir. Bu nedenle de çocuk daha sonraki hayatında hiç bir zaman terk edilmemek için ilk bulduğu kişiye ne pahasına olursa olsun aşırı bağlanabiliyor ya da kimseye fazla bağlanmamak için durmadan eş değiştirebiliyor. Ancak unutulmamalı ki bütün problemlerine rağmen anne ve babası ayrılmış olan çocukların yaşıtlarına göre daha çabuk olgunlaştıkları, hayatın zorlukları karşısında daha rahat pratik çözümler üretebildikleri de ayrı bir gerçek. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik-sorunlari.net/bosanmalar-en-cok-cocuklari-etkiliyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cinsel Öğretim Farzdır</title>
		<link>http://www.saglik-sorunlari.net/cinsel-ogretim-farzdir.html</link>
		<comments>http://www.saglik-sorunlari.net/cinsel-ogretim-farzdir.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Dec 2008 19:39:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[adet ve lohusalık günlerinde cinsel ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel farzlar]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel hayat]]></category>
		<category><![CDATA[cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[erotik bölgeler]]></category>
		<category><![CDATA[Flört]]></category>
		<category><![CDATA[gusül abdest]]></category>
		<category><![CDATA[Hadım]]></category>
		<category><![CDATA[haramlar]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvanlarla cinsel temas]]></category>
		<category><![CDATA[Homoseksüel]]></category>
		<category><![CDATA[İslama Göre Cinsel Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[islamda fazlar]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kazif]]></category>
		<category><![CDATA[şehvet]]></category>
		<category><![CDATA[zina]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik-sorunlari.net/?p=2283</guid>
		<description><![CDATA[İslam Dini’nin cinsel hayatı düzenleyici düsturlarının büyük çoğunluğu yapılması gereken emirler (farzlar) ve kaçınılması gereken yasaklar (haramlar) şeklinde olduğu içindir ki, bu ilahi emirler ve yasakların belirlediği müfredat içinde cinsel öğretim farzdır.
Kaideleştirdiğimiz bu gerçeği misallendirmek için dinimizin cinsel hayatla ilgili yasaklarının (haramlarının) bir kısmına bakalım:
Şehvetle bakmak
Evlenebilecek bir kadın ve erkekle bir arada yalnız kalmak
Flört
Cinsel duyguları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İslam Dini’nin cinsel hayatı düzenleyici düsturlarının büyük çoğunluğu yapılması gereken emirler (farzlar) ve kaçınılması gereken yasaklar (haramlar) şeklinde olduğu içindir ki, bu ilahi emirler ve yasakların belirlediği müfredat içinde cinsel öğretim farzdır.</p>
<p>Kaideleştirdiğimiz bu gerçeği misallendirmek için dinimizin cinsel hayatla ilgili yasaklarının (haramlarının) bir kısmına bakalım:</p>
<p>Şehvetle bakmak<br />
Evlenebilecek bir kadın ve erkekle bir arada yalnız kalmak<br />
Flört<br />
Cinsel duyguları uyarıcı musiki<br />
Zina<span id="more-2283"></span><br />
Homoseksüellik<br />
Sevicilik<br />
Hayvanlarla cinsel temas<br />
Vücudun erotik bölgelerini ve örtünmesi gereken yerlerini açığa vurma<br />
Kadın ticareti<br />
Cinsel kaynaklı iftira (kazif)<br />
Cünüblük somrasında gusül abdestini bir namaz vaktini aşacak şekilde ertelemek<br />
Hadımlaşmak<br />
Kısırlaşmak<br />
Eşlerle de olsa adet ve lohusalık günlerinde cinsel ilişki<br />
Zevceye arka organdan temas<br />
Dini ve sıhhi bir mazaret olmaksızın kocanın cinsel arzularına karşı çıkmak<br />
Kadını ihmal etmek</p>
<p>Yukarıda bir kısmına işaret ettiğimiz Kur’an ve Sünnet’e dayanan cinsel haramları ve bunlarla ilgili gerekli ayrıntıları öğretmek ve öğrenmek elbetteki farzdır.</p>
<p>Bu haramlar öğretilmez ve öğrenilmezse nasıl bilinecektir? Bilinmedikçe de bunlardan nasıl korunacaktır?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik-sorunlari.net/cinsel-ogretim-farzdir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bekâretin izâlesi</title>
		<link>http://www.saglik-sorunlari.net/bekaretin-izalesi.html</link>
		<comments>http://www.saglik-sorunlari.net/bekaretin-izalesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Dec 2008 19:28:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Bacaklar]]></category>
		<category><![CDATA[Bekâret]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[Erotik]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[görüntü]]></category>
		<category><![CDATA[Haz]]></category>
		<category><![CDATA[ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[ilk gece]]></category>
		<category><![CDATA[istek]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kaygan]]></category>
		<category><![CDATA[kız]]></category>
		<category><![CDATA[kızlık bozma]]></category>
		<category><![CDATA[Kızlık Zarı]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Ali Demirba]]></category>
		<category><![CDATA[nokta]]></category>
		<category><![CDATA[organlar]]></category>
		<category><![CDATA[resim]]></category>
		<category><![CDATA[Resimleri]]></category>
		<category><![CDATA[seks]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[sevişme]]></category>
		<category><![CDATA[sex]]></category>
		<category><![CDATA[video]]></category>
		<category><![CDATA[zevk]]></category>
		<category><![CDATA[zifaf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik-sorunlari.net/?p=2279</guid>
		<description><![CDATA[Normal vasıfları taşıyan kız ve erkek için, bunun bir zorluğu olmaz. Yapılacak iş; sevgi oyunlarıyla temas ortamı hazırlanır, gelin o safhaya geldikten sonra, yani ilişkiyi kolaylaştırıcı kaygan sıvı gelince, üstten aşağı hafif kuvvette bir tazyikle zifaf ilişkisini tamamlanır. Kız uyarılamaz, kaygan sıvı gelmezse, bir merhem kullanılmalı. Cinsiyet organlarına bir miktar vazelin sürmek bu işi kolaylaştırır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Normal vasıfları taşıyan kız ve erkek için, bunun bir zorluğu olmaz. Yapılacak iş; sevgi oyunlarıyla temas ortamı hazırlanır, gelin o safhaya geldikten sonra, yani ilişkiyi kolaylaştırıcı kaygan sıvı gelince, üstten aşağı hafif kuvvette bir tazyikle zifaf ilişkisini tamamlanır. Kız uyarılamaz, kaygan sıvı gelmezse, bir merhem kullanılmalı. Cinsiyet organlarına bir miktar vazelin sürmek bu işi kolaylaştırır. Kızlık zarının yırtılmasında, kanama ve acının hafifletilmesi için eşlerin yatakta alacakları pozisyon önemlidir.</p>
<p>Bunun için, genç kız bacakları ayrık ve dizleri bükülmüş vaziyette sırt üstü yatmalı; erkek diz ve dirseklerinin desteğini kullanarak, cinsiyet uzvunu eşinin döl yoluna üst taraftan ve üst kenarı boyunca, aşağı doğru kaydırarak koymalıdır. Burada cinsiyet organının hazneye girişinde, eşinin hazne ağzının tabii açıklığı yardımcı olur. Bu esnada zar gerilir ve yapılan basınçla, umumiyetle iki yerden ve arkaya doğru yırtılır. İşte, sözü geçen hafif ağrı bu anda, zarın direnci ile erkeğin cinsi uzvunun yapacağı güçlü tazyik karşı karşıya geldiğinde duyulur. Böyle bir durumda genç kızın kalçalarını küçük bir hareketle kasarak eşine yardımcı olması iyi olur. Aslında temas öncesinde, genç kızın cinsi bakımdan başarılı bir şekilde uyarılması, temasın her iki taraf için de kolayca tahakkukuna yeterlidir. Cinsi tatmine erişen genç kızın ve erkeğin cinsi organlarında, girişi kolaylaştıracak kaygan sıvılar ifraz edilir.<br />
<span id="more-2279"></span><br />
Vazelin kullanmak birleşmeyi kolaylaştırır. Ama asıl çözüm, temas öncesi hazırlığın ideal şekilde yapılmasıdır. Kadın, okşama ve sevişme ile hazır vaziyete gelmiş olmalı! Bu olursa, başka bir tedbire ihtiyaç duyulmaz.</p>
<p>Tahriş, acıma gibi hallerde, sonraki temaslar için 1-2 gün ara vermek iyi olur. Ama bu da şart değildir. Karşılıklı istek varsa, ertesi gün veya birkaç saat sonra temas yapılabilir. Aşırı istek acıyı hissettirmez. Zarın yırtılmasıyla gelen kan durmazsa telaşa mahal yoktur. Genç kız sırt üstü vaziyette dizlerini kaldırıp bacaklarını kasarak bitiştirirse, kanama çoğu zaman kendiliğinden durur. Nadiren de olsa durmayıp aktığı da görülür.</p>
<p>Gerçekten de cinsi temasa her iki tarafın da ruhen ve bedenen çok iyi hazırlanmış olmaları, erkeğin eşini başarılı bir şekilde uyarması ve her ikisinin de cinsi heyecan bakımından tatminkâr bir seviyeye çıkmaları hâlinde neredeyse hiç acı duyulmaz. Aşırı heyecan, aşırı zevk ağrı hissini ortadan kaldırır. Savaşta ve kavgada yaralanma, neden sonra kan görülmesi ile anlaşılır. Bu arada, eşlerin birbirine yardımcı olması, bilhassa erkeğin çok sabırlı, anlayışlı ve şefkatli olması gerekir.</p>
<p>Zifaf gecesinde acı duymak korkusu, yabancı bir erkekle en mahrem buluşmanın verdiği utanma hissi ve kızlıktan kadınlığa geçiş gibi, çok önemli bir dönüm noktasında bulunuşu dolayısıyla, kadının göstereceği çekingenliği anlayışla karşılamalı.</p>
<p>Onu samimiyetle kendisine alıştırdıktan ve ürkeklik hislerini teskin ettikten sonra, nâzik ve yumuşak bir surette birleşmelerini temin etmek, erkeğin vazifesidir. Netice olarak; zifaf gecesinin ilk teması ve sonrasında, dikkatli, sabırlı ve ihtiyatlı olmalı. Bu hususlara dikkat edilmezse, cinsi temastan kadın, zevk yerine acı ve ıstırap duyabilir. İlk zifaf ilişkisinde, arzulanan cinsi zevkin bulunamaması tabiidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik-sorunlari.net/bekaretin-izalesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kürtaj İstenmeyen Gebelik</title>
		<link>http://www.saglik-sorunlari.net/kurtaj-istenmeyen-gebelik.html</link>
		<comments>http://www.saglik-sorunlari.net/kurtaj-istenmeyen-gebelik.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 17 Dec 2008 20:49:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Cinselliği]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel hayat]]></category>
		<category><![CDATA[cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[GEBELİK]]></category>
		<category><![CDATA[haber]]></category>
		<category><![CDATA[istenmeyen gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kızlık Zarı]]></category>
		<category><![CDATA[kürtaj]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik-sorunlari.net/?p=1969</guid>
		<description><![CDATA[Kürtaj İstenmeyen Gebelik
Kürtajın hamileliğin kaçıncı haftasından sonra yapılması uygundur? 3.-4. hafta yapılabilir mi? Ayrıca esnek zar kürtaj sırasında bozulur mu ve haplarla bebek düşürülemez mi?
-Kürtaj 5. gebelik haftasından sonra yapılabilir, üst sınır 10 haftadır. Kızlık zarı kürtajda %80 olasılıkla bozulur. Haplarla bebek düşürme yöntemi ülkemizde uygulanmamaktadır
Hangi Tür İşlemler Yapılabilir?
•Eğer ilk 1-2 hafta içinde işlem yapılıyorsa, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kürtaj İstenmeyen Gebelik<br />
Kürtajın hamileliğin kaçıncı haftasından sonra yapılması uygundur? 3.-4. hafta yapılabilir mi? Ayrıca esnek zar kürtaj sırasında bozulur mu ve haplarla bebek düşürülemez mi?<br />
-Kürtaj 5. gebelik haftasından sonra yapılabilir, üst sınır 10 haftadır. Kızlık zarı kürtajda %80 olasılıkla bozulur. Haplarla bebek düşürme yöntemi ülkemizde uygulanmamaktadır<br />
Hangi Tür İşlemler Yapılabilir?<br />
•Eğer ilk 1-2 hafta içinde işlem yapılıyorsa, ilaç tedavisi ile gerçekleşir. Birkaç hafta kullanılacak bazı oral yoldan alınan ilaçlar sayesinde işlem tamamlanır.<br />
•Eğer son adet dönemizinden bu yana 13 haftadan az bir süre geçtiyse, vakum uygulama tekniği denilen bir teknik kullanılır. Bu en yaygın tekniktir.<br />
•13-16 hafta arasında ise en çok kullanılan teknik Yasal Tahliye ismi verilen tekniktir.<br />
•16. haftadan itibaren yapılacak işlemlerde ilaç kullanımı yapılmalıdır.<br />
<span id="more-1969"></span><br />
Ameliyat (Operasyon) Sonrası Ne Oluyor?<br />
Yapılacak her tür operasyondan sonraki saat içinde çeşitli komplikasyonlar olabileceğinden en az 1 saat müşade altında tutulursunuz. Sürenin uzaması, yapılan operasyonun çeşidine ve anestezinin metoduna göre değişiklik gösterebilir. Vakum tekniği ile yapılan bir kürtaj operasyonu sonrasında 2 saatlik bir süre boyunca bakım altında tutulursunuz. Bu süre D&#038;E operasyonu sonrasında 4 saat ve eğer ikinci trimester gebelikte yapılan bir işlem sonrası ise 6 saat kadardır.</p>
<p>Eve gitmeye hazır olduğunuzda enfeksiyon riskini önlemek için size bir antibiyotik verilebilir. Sağlık uzmanınız size cinsel birleşme için ne kadar beklemeniz gerektiği hakkında ayrıntılı bilgi verecektir. Gebeliği önleyici bilgiler alabilir ve sağlık uzmanınıza istediğiniz her şeyi sorabilirsiniz. Tabii ki bir yakınız sizi eve götürüp destek olmalı.</p>
<p>Operasyon sonrası uterusun eski boyutlarına tekrar gelmesi için sıkışmasından dolayı bazı kramplar hissedebilirsiniz, bu gayet doğaldır. Birkaç gün boyunca oluşabilecek az miktarda kanama da normaldir. Kürtaj operasyonunun sebebiyet verebileceği diğer bazı yan etkiler ise;</p>
<p>•Baş ağrıları<br />
•Mide bulantısı ve kusma<br />
•Üşüme veya terleme<br />
•Baş dönmesi<br />
•Aşırı yorgunluk</p>
<p>olarak sayılabilir.</p>
<p>Bir yan etki görülmediği sürece birçok kadın kürtaj işlemini takip eden 2. günden itibaren günlük yaşamlarına devam edebilirler.</p>
<p>Sağlık uzmanınızın operasyon sonrası sizinle tekrar görüşmesi gerekir. Bu muayeneleri aksatmayın. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik-sorunlari.net/kurtaj-istenmeyen-gebelik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bebek ve Diş</title>
		<link>http://www.saglik-sorunlari.net/bebek-ve-dis-2.html</link>
		<comments>http://www.saglik-sorunlari.net/bebek-ve-dis-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Dec 2008 10:57:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ağız Ve Diş Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[bebek sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[bebek ve anne]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Diş]]></category>
		<category><![CDATA[diş bakımı]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglik-sorunlari.net/?p=1942</guid>
		<description><![CDATA[<p>Bebeğin diş çıkarması, bir yandan çok beklenen, bir yandan da her yeni diş çıkışında korkulan bir seremonidir. Sizi oldukça uzun bir süre meşgul edeceğinden emin olabilirsiniz. Ancak, zorluk her çocukta aynı olmaz. Kimi bebek bu dönemi kolay geçirirken, kimisi daha zor atlatır. İlk diş genellikle 6-7. aylarda çıkarken, bu süreç bazı bebeklerde çok erken, bazılarında çok geç olabilir.
Dişetinde şişmelerin başlaması, dişlerin birden çıkacağı anlamına gel <a href='http://www.saglik-sorunlari.net/bebek-ve-dis-2.html' rel="nofollow">Devami...</a></p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bebeğin diş çıkarması, bir yandan çok beklenen, bir yandan da her yeni diş çıkışında korkulan bir seremonidir. Sizi oldukça uzun bir süre meşgul edeceğinden emin olabilirsiniz. Ancak, zorluk her çocukta aynı olmaz. Kimi bebek bu dönemi kolay geçirirken, kimisi daha zor atlatır. İlk diş genellikle 6-7. aylarda çıkarken, bu süreç bazı bebeklerde çok erken, bazılarında çok geç olabilir.
Dişetinde şişmelerin başlaması, dişlerin birden çıkacağı anlamına gel <a href='http://www.saglik-sorunlari.net/bebek-ve-dis-2.html' rel="nofollow">Devami...</a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglik-sorunlari.net/bebek-ve-dis-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
